Hiyerarşi, Heterarşi ve Rizomatik Örgütlenme (2)

Hiyerarşi, Heterarşi ve Rizomatik Örgütlenme (2)

Holokratik örgütlenme

Birincisi belki 100-200 yıl belki de biraz daha uzun bir süre sonra devlet kurumunun ortadan kalkacağı öne sürülüyor. Bu düşünceye ben de katılıyorum. İkincisi kapitalizm bir süredir hiyerarşik örgütlenme modeline alternatifler arıyor. Bunlardan birisi de holokrasi’dir.

Holokrasi (Holacracy) fikri girişimci Brian Robertson tarafından ortaya atılmış ve geliştirilmiştir. Robertson’un geliştirdiği bu kavram, kurumsal şirketlerdeki geleneksel emir-komuta zincirinin yerine kendi kendini yöneten ve birbiriyle örtüşen “daireler” oluşturmayı öneriyor. Holokratik organizasyon tipi – yatay yönetim organizasyonu’dur. Ancak bu tip örgütte çalışanlara şirketin yönetiminde daha çok söz hakkı vermesi amaçlanır.

Bu yöntem kooperatif tarzına da uygun olur mu? Buradaki amaç aslında kapitalisttir, emeği şirket yararına en yararlı bir biçimde kullanabilmek ve bunun yöntemleri üzerinde düşünmek. Yani toplumun değil, kapitalistin çıkarları esas alınır. Ancak şu bir gerçek ki, kendisini tamamen hiyerarşik model üzerine inşa etmiş olan  kapitalizm bile hiyerarşik yöntemin uygun bir yöntem olmadığını görüyor. Bu biraz daha esnek bir örgütlenme ağına sahip olan post-fordist üretim tarzına daha yakındır.

Diğer bir konu, devletin ortadan kalkması, iktidarın da ortadan kalkması anlamına gelmeyecek kapitalist sistemde. Çünkü devlet yerine sermayenin ve egemen güçlerin güvenliğini sağlayacak yeni biçimler ortaya çıkacaktır. Örneğin yapay zekâya sahip robotlar bu konuda devlet güvenlik güçlerinin yerini alabilir ve kapitalistlerin güvenliğini sağlayabilir özel anlamda. Ama belki bu noktada artık kapitalistler “herkesin güvenliğini” sağlamaktan, sözde bile olsa bu yükümlülükten kurtulacaklardır. Giderek insan işçiye ihtiyaç duyulmayacağından geniş yoksul ve üretkenliği elinden alınmış işlevsiz gereksiz kitle kapitalistin ilgi alanından çıkacaktır.

Kapitalizm de daha farklı daha sınırlı ve daha nitelikli üretime yönelecektir. Bugünkü gibi herkese yönelik bir üretim yapılmayacaktır. Bu üretim Michio Kaku’nun dediği gibi entelektüel kapitalizm anlamında nanoteknolojik ve son derece nitelikli üretim biçimi olacaktır. Kişiye özgün üretim de yapılacaktır. Böylece arz ve talep de değişecek, emtia üretiminden entelektüel üretime doğru bir geçiş olacaktır. İşte bu noktada kapitalizm devlete de artık ihtiyaç duymayacaktır. Çünkü üretimi artık sadece belirli elit kesimler için yapacaktır ve geniş kitlelere yönelik emtia kapitalizmi yerini nanoteknolojik üretime bırakacaktır. Başta Michio Kaku olmak üzere birçok insan böyle düşünmektedir yakın geleceğe yönelik. Ben de bu düşüncelerin olabilirliğine inanıyorum.

Devlete ihtiyaç kalmadığı gibi uluslara da ihtiyaç kalmayacaktır. Stephen Hawking’in dile getirdiği süpreinsanlar yeni bir tür olacaklardır. Artık insanlar arasındaki fark sınıfsal değil, türsel olacaktır. https://erolanar.org/2018/11/24/gelecegin-toplumu-siniflarin-farkliligindan-turlerin-farkliligina/

Bu türsel farklılık da ulusları aşacak ve her ulusun içinden elit zengin kesimler süperinsan olmaya yakındır. Böylelikle hem devlet hem de uluslar yavaş yavaş ortadan kalkacaklar ve insanlık süperinsanlar ile artık “gereksizler” olarak adlandırılan normal insanlar olarak iki türe ayrılacaktır.

İşte kapitalizmin emtia üretiminden entelektüel üretime geçişi bütün toplumsal yapıyı değiştirecek önemdedir. Mavi yakalılar da ortadan kalkacaktır, beyaz yakalılar da. Bunların tüm işini yapay zekâ devralacaktır. Sonuçta işçi sınıfı yani proletarya ortadan kalkacaktır. Ama yoksul insanlar olacaktır. Hatta giderek üretim sürecinin hiçbir yerinde olmayan bu insanlar çok yoksullaşacaklardır. Neyse konumuz hiyerarşi, ondan sapmadan yazıya devam edelim.

Yuval Harari ise, yakın gelecekte dijital diktatörlükler olabileceği düşüncesini ileri sürüyor.

Kapitalizm bile giderek kendisini yeniliyor, dönüştürüyor. Hiyerarşisiz, modelleri deniyor. Aslında otomasyon ile bu sorun çözülmüş oluyor kapitalizm için. Çünkü yapay zekâ açısından bakarsak önemli olan işin yapılmasıdır, hiyerarşik sistem değil. Kapitalizm hızla biçim değiştirmekte, “entelektüel kapiatalizm”e doğru yönelmekte ve otomasyon hızlanmaktadır. İnsanı üretim ağından çıkaracak bir gelişme hızla yayılıyor. Bu anlamda hiyerarşi sorunu da çözülmüş oluyor kapitalizm açısından, çünkü yapay zekânın robotların hiyerarşisi olmasına gerek yok. Hepsini programlarsınız ve onlar da kendi işlerini yaparlar. Hatta kendi kendilerini denetlerler. İnsan olmadan olmaz, diyenler ise gerçekçi değiller. Yapay zekâya sahip robotlar, bugün robot yapıyorlar. Robot yapan robotların olduğu yerde -ki sürekli daha da gelişmektedir- insana gerek yoktur. Yakında 10 bin IQ’ya sahip yapay zekâya sahip robotlar olacak; İnsanın IQ’su bunun yanında hiç kalacaktır.

Dolayısıyla böylece hiyerarşi sorunu kendiliğinden ortadan kalmış oluyor kapitalizm açısından. En azından bir süre için.

***

Ama holokrasiyi özgür topluma uyarlarsak, tam olarak benim düşündüğüm özgür toplum anlayışına oturmuyor. Burada yatay örgütlenme özgür toplumdaki organizasyonlar için uygun olsa da, üretim değil, ondan önce uyum, gerçek bir eşitlik ve doğrudan demokrasi önemlidir.

Başkanın, yönetim kurulunun olmadığı bir organizasyon düşünün. Bürokratik işleri de bu organizasyonda yapay zekâya sahip robotlar yapsın. Ve insanlar ellerindeki akıllı telefonlarında bulunan app’lerle haberleşsin ve doğrudan düşüncelerini ortaya koysun. Herkesin gerçek anlamda eşit olduğu, bu yapıda elitizmin hiçbir biçimi olmayacaktır.

Aslında özgür toplumdaki örgütlenme fikri heterarşik olana daha yakındır. Peki ama, ya özgür insan toplumunu ele alıp düşünürsek?

“Karşılıklı ilişki ve bağımlılık halindeki aktivitelerin eşgüdümünü ve kendi kendine organize olma etkinliklerini ifade etmektedir. Bu yönüyle heterarşi, kendi kendini organize eden kişilerarası ağları, örgütlerarası koordinasyonu, merkezsiz, çevre bağımlı sistemler arası döngüyü içermektedir.”[i]

Çünkü özgür toplumdaki gönüllü örgütlenme merkezsizdir. Çünkü merkezi olmak emir komuta zincirine, hiyerarşiye, planlamaya vs, birçok otoriter biçime tabiidir.

Rizomatik yatay örgütlenme

Peki hiyerarşik olmayan bir toplum nasıl örgütlenebilir? Özellikle anarşist filozoflar bu soruna kafa yormuşlardır: Malatesta, Kropotkin vb… gibi.

Fakat bazı düşünceler daha yenidir, rizom örgütlenme gibi.

“Köksap veya rizom, genellikle toprak altında bulunan ve yukarı doğru filizler, aşağıya doğru kökler veren kalın, yatay gövdedir.”

Hiyerarşik olmayan bir toplum, örgütsüz bir toplum değildir her şeyden önce. Ancak bu örgütlenme, yukarıdan aşağıya değildir, -çünkü yukarısı yoktur; bir merkez de yoktur. Doğrudan demokrasi ile örgütlenen toplum, hiyerarşi olmadan herkesin kendi sorumluluğunu yerine getireceği bir tarzda işler. Bu sorumluluk zorunlu değil, gönüllüdür ve bireyin üzerinde hiçbir baskı ya da otorite olmadan yerine getirilir. Hiyerarşiyi toplumsal örgütlenmeden çıkarıp attığınızda, özgürlük ve eşitlik kavramlarına bir adım daha yaklaşmışsınızdır demektir.

Hiyerarşi olmadan toplum nasıl örgütlenebilir sorusuna farklı yanıtlar verebiliriz. Bu örgütlenme biçimlerinden birisi de hiyerarşik olmayan bir örgütlenme modeli olan rizom [ii] örgütlenmedir. Burada ana yaklaşım bir merkez olmamasıdır, çünkü anarşizm merkezi örgütlenmeye karşı ve ona alternatiftir. Çünkü merkez olduğunda hiyerarşi ve otoriter yöntem kaçınılmaz olarak devreye girecektir. Rizomatik düşünce, hiyerarşiye karşı çıktığından farklı bir şekilde örgütlenir. Heterarşik sistem, temeldeki birçok parçacığın karşılıklı etkileşimlerine dayalı olarak oluşturulan ortak mutabakatlara dayalı kuvvet alanı sistemine dayanır.

Dikey hiyerarşik otoriter örgütlenme yerine, yatay rizomatik örgütlenmeye geçtiğinde, toplum artık elit yöneticiler aracılığıyla değil de, bizzat kendi kendisini organize ederek yönetecektir. Ve bunu yaparken, bireysel ve toplumsal özgürlüğü de korumaya çalışacak ve gönüllülük, doğrudan demokrasi bir yöntem olarak ortaya çıkacaktır. Ayrıcalıklı kesim ve sınıfların oluşumundan da böylelikle kaçınılacaktır.

“… rizomun postmodern otoriterliğin temeli olan ağsal iktidar yapılanmasıyla bir ilişkisi yoktur. Anti-merkezci, anti-otoriter eğilimlerin oluşturduğu rizomsal ağ, iktidarı desantralize olmaya zorlar… Postmodern toplumun tüketimsel-kuramsal ağı, hiyerarşi ve otorite ilişkilerini ortadan kaldırmaz; ancak, mikro merkezlerden kurulu, otoritenin yer yer esnek yapılanmalarla gizlendiği, merkezler arasındaki kulvarların güvenlik altına alındığı bir sistem oluşturur.”[iii]

Rizomatik örgütlenmede bir merkez yoktur. Burada iktidarı sürekli bozan bir iç dinamik vardır. Ve bu iç dinamik sürekli dış dinamiklerle bu anlamda mücadele eder. Yani iktidarı sürekli bozan bir yapılanması vardır rizomun, iktidarın tutunacağı en küçük bir merkez yoktur burada.

Şöyle bir çıkarsama yapabiliriz bence. Hiyerarşinin olduğu yerde merkezileşme, merkezileşmenin olduğu yerde lider vardır. Ve bütün bunların olduğu yerde ise özgürlük yoktur.

“Deleuze ve Guattari için kaygan mekan go oyunudur. Taşlar arasında bir hiyerarşi yoktur. Halbuki satranç oyununda her piyonun yeri ve oyun biçimi belli olduğu gibi, vezirin, atın yönleri de önceden belirlenmiştir.”[iv]

O zaman özgür ve eşitlikçi toplumu, go oyununa benzetebiliriz. Burada taşlar arasında bir hiyerarşi yoktur. Halbuki kapitalist sistem ve reel sosyalizm de satrança benzer. Burada taşların hareketleri sınırlıdır ve aralarında hiyerarşi vardır. Satrançta bir merkez vardır, bu Şah’tır. Şah’ı aldığınız anda oyun biter, mat olur. Ama go oyununda merkez yoktur, parçalanmıştır merkez. Taşların hareket kabiliyeti de sınırlı değildir. Özgür toplum örneği açısından önemli olan şudur: Go oyununda tüm taşlar aynı değere sahiptir. Oysa reel sosyalizm ve kapitalizmde yani satrançta bütün oyuncuların değer ve hareketleri farklıdır.

İşte bu, özgür toplumda bireyin önündeki sınırlanmamış ve sonsuz olanakları simgeler bence.

Erol Anar

Yazının birinci bölümü: buradan


[i] Orhan Alav: Açık Bilim, sayfa 102.

[ii] Rizom Nedir??

“Rizom (köksap) Deleuze ve Guattari’nin Bin Yayla’da geliştirdiği en önemli kavramlarından biri, rizomatik de buna bağlı bir düşünme ve araştırma yoludur. Deleuze ve Guattari, botanikte bir bitki gövdesi türü olan rizomu, ağaçsı gövde türüyle karşılaştırarak kavramlaştırır. Ağaçsı gövdenin biçimini dogmatik düşünce imgesinin hakimiyetindeki düşünce modelini açıklamaktadır. Bu model tekmerkezli, noktaları esasında tek çizgisel ve dikeydir ve böylece hiyerarşiktir. Rizom ise çok merkezli ve yataydır, tek bir çizgi değil pek çok kesişen çizgiler barındıran düzlemsel biçimdedir. “Birimlerden değil boyutlardan, ya da daha doğrusu hareketli yönlerden oluşur. Başı ve sonu yoktur, yalnızca ortası vardır…”

“Deleuze’de öteki post-yapısalcı düşünürler gibi, genel felsefe tarihinin eleştirisiyle çalışır, ve onu yeniden kurgular. Bu girişim, bilinen anlamda Felsefe tarihi anlayışının yerle bir edilmesi anlamına gelir. Sabit bir varlık fikrini sorgular Deleuze ve özne-nesne ilişkileri üzerine kurulu kuramları devirmeyi amaçlar. Bir tür Ayrım Felsefesi’dir Deleuze’un istediği diyebiliriz. Başka bir değişle ise olay ya da oluş felsefesi söz konusudur burada. Bu yepyeni bir düşünmenin temellendirilmeye çalışılmasıdır. Fellix Guatari ile birlikte yaptıkları çalışmalarda kök-sap (rizom) kavramının ortaya çıktığı ve belirleyici bir rol oynamaya başladığı görülür. Kök-saplar birlik ve bütünlüğü olmayan çokluklardır, ki Deleuze’un felsefesinde çokluk önemli bir kavramdır. Sabit bir düzenleri söz konusu değildir bu kök-sapların, ancak kök-sapın belli bir noktası başka bir nokta ile ilişkili olabilir. Şu ya da bu noktada kopmalar olabilir, kesintiler olabilir. Kök-saplar belli bir yapıya ya da köke bağlanmazlar Deleuze’un düşüncesinde. Dolayısıyla kök-sap, gerçekliğin temellük edilmesi anlamında bir model değildir, yalnızca belirli karşılaşmaların (olayların ya da oluşların) bilgisine dayalı bir düşünme girişimidir. felsefe.gen.tr

[iii] Yasar Çabuklu: Rizom ve Anarsi, 25 Ocak 2016,  https://www.essadarius.com/2016/01/rizom-ve-anarsi.html

[iv] Deleuze-Guattari: Anti Odipus Kapitalizm ve Sizofreni.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

erol anar
error: Content is protected !!