Seçmemeyi Seçmek

Seçmemeyi Seçmek

Sevgili Uzaklar,

Toplumsal yaşam, çoğu zaman insanları, iki ya da daha fazla seçenek arasında tercihe zorlar. İnsanlarsa, çeşitli kaygılarla seçeneklerden birisini tercih ederler. Sistem bizim önümüze hep seçenekler koyar ve bizi onlarla oyalar.  Bu seçeneklerin, çoğunlukla hepsi olumsuzdur. Bunlardan herhangi birini tercih etmek, sizin için çoğu zaman yararsız bir çabadır. Yine de insanlar, bunlardan kendileri için daha yararlı olduǧunu düşündüklerini seçerler. Bu gibi durumlarda hemen hemen hiç aklımıza gelmeyen üçüncü bir seçenek vardır oysa: Hiçbirini seçmemek. Yani seçmemeyi seçmek. Bu görünmeyen seçenek daha zordur ve insana kısa vadede faydadan çok zarar getiriyor gibi görülebilir. Ama orta ve uzun vadede diğer seçeneklerden çok daha radikal yararlar sağlar; kişiyi geliştirir, iç dünyasına götürür. Kendisiyle, toplumla ve sistemle hesaplaşmasına neden olur.

Danny Boyle’un yönettiği “Trainspotting” adlı film, kahramanının şu sözleriyle başlar; “Sigorta kartları, banka hesapları, bir ev, çocuklar, güvenli bir gelecek vb. seçenekler… Ben seçmemeyi seçtim…” Ancak, “seçmemeyi seçen” film kahramanı, filmin sonunda Amerika’ya kaçar ve “sigorta kartları, bir eş, güvenli bir geleceği” seçer.

Çoğu zaman, seçmemeyi seçmek, bir cesaret işidir. Baskıcı rejimlerde, resmi ideolojiyi seçmeniz ve bu doğrultuda yaşamanız gerekir. Bu tür rejimlerde, tek seçeneğiniz vardır: Size sunulanı seçmek. Seçmemeyi seçtiğinizde, her an yargısız infaz, gözaltında kaybedilme, tutuklanma vb. gibi uygulamalara maruz kalabilirsiniz.

Bu durumda, seçmemeyi seçmek, tarafsız olmak anlamına gelmez. Seçmemeyi seçmek, bir duruş, bir tavırdır.

Sevgili Uzaklar,

Bu coğrafya insanı genelde, “seçmemeyi seçmek” cesaretinden yoksundur. Toplumsal ölçekte bir aydınlanmanın yaşanmadığı, özgür bireyin ve sivil toplumun oluşmadığı, cemmat kültürünün egemen olduǧu bu coğrafyada, insanlar da hep onlara sunulanı, yani seçmeyi seçer.

Örneğin, hepsini denediği ve hiçbir umudu olmadığı halde, defalarca denediği partilere oy vermeyi sürdürür. Ve tercihini hep seçmekten yana yapar. Bu partilerin hiçbirini seçmemeyi, yani seçmemeyi seçmeyi bir an olsun aklına getirmez.

Tutarsız bir anlayış egemendir toplumda. Bu anlayış kendisini “kötünün iyisi”, “hiç yoktan iyidir”, “buna da şükür” vb… gibi sözlerle açığa vurur.

Bu tutarsız anlayış, seçeneklerden birisini tercih etme, -kolay olanı- ve yetinme felsefesi üzerinde şekillenmiştir.

İnsan, her zaman iki kötü seçenekten birisini tercih etmek zorunda değildir. Böyle durumlarda, zor olan, seçmemeyi seçmektir. Seçmemeyi seçmek, bir kaçış değil, bir mücadele biçimidir. Bu coğrafyada, seçmemeyi seçmek, reddetme kültüründen geçer.

Seçmemeyi seçtiğimiz gün, özgürlüğe biraz daha yakınlaştığımız gün olacaktır.

Sevgiyle kal.

 

Erol Anar

“Sen”, 2003, İstanbul

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

erol anar
error: Content is protected !!