Bir David Lynch Klasiği: Mulholland Çıkmazı

Bir David Lynch Klasiği: Mulholland Çıkmazı

Dağınık imgeler, dağınık fırça vuruşları, ama yine de bunları bir araya toplamaya çalışan karar bir bakış açısı. Derinlikli, çok kişilikli, gerçek ve rüya arasındaki karakterler. Rüya mı gerçek, gerçek mi rüya bilemediğiniz olay örgüsü. Psikolojik bir derinlik. Belki de her ikisi de aynı anda gerçek. İşte bütün bunlar Lynch’i benzersiz kılıyor.

Mulholland Çıkmazı (Mulholland Drive), yönetmenliğini ve senaristliğini David Lynch’in üstlendiği 2001 ABD-Fransa yapımı psikolojik gerilim ve gizem türlerindeki filmdir. Film-noir (kara film) ve sürrealist imgelerle süslenen filmde, özellikle başroldeki iki kadın çok iyi bir iş çıkarıyorlar.

Filmin senaristi ve yönetmeni Lynch film düşüncesinin oluşum süreciyle ilgili olarak şöyle diyor:

“Bir gece oturdum, fikirler geldi ve çok güzel bir deneyimdi. Her şey farklı bir açıdan görülüyordu … Şimdi geriye dönüp baktığımda [filmin] her zaman böyle olmak istediğini görüyorum.” (Macaulay, Scott (October 2001). “The dream factory”. FilmMaker. 1) (10): 64–67.)

Filmin hikâyesine ilk baştan itibaren katılan izleyici, sonuna kadar soluksuz olarak onu takip ediyor.

Ulusal ve uluslararası alanda 18 ödül kazanan film, 2010 yılında The Guardian gazetesi tarafından tüm zamanların en iyi ikinci sanat filmi seçildi.

(https://www.theguardian.com/film/2010/oct/20/drama-arthouse-25?intcmp=239)


Film yine, Los Angeles Times yazarı ve editörlerinden oluşan bir grup tarafından Los Angeles’ta son 25 yılda geçen en iyi 11. film olarak seçildi. https://www.latimes.com/archives/la-xpm-2008-aug-31-ca-25films31-story.html

Eğer izlemediyseniz, unutulmaz filmlerinizden birisi olabilir.

İki kadın arasında bilinçaltına kadar uzanan erotik ve gizemli bir ilişki ve bağ var.

Kısa özet: Betty Elms, en büyük hayali Hollywood’da ünlü bir aktrist olmak olan bir kadındır. Bunun için Hollywood’a doğru bir yolculuğa çıkmıştır. Burada kendi hayatında mükemmel bir noktaya ulaşmış olan bir kadınla tanışır ve onun başarılarına hayran kalır. O kadın da Betty’den hoşlanmaya başlar ve aralarında gizemli ve oldukça erotik bir ilişki başlar. Mulholland kavşağında bir trafik kazası gerçekleşir. Bilinç ve bilinçaltı birbirlerine karışırlar. Bütün bu hayatlar, birbirlerine gireceklerdir. (Tanıtımdan)

Film olumsuz bazı eleştirilerle birlikte çok olumlu eleştiriler de aldı. Ama şu bir gerçek ki, bence izlediğim iyi fimler arasında hatırlayabileceğim bir film, her şeyi ile, oyuncuların ustalığı, yönetmeninin sürrealliği ve senaryosuyla.

David Lynch’in yine “Kayıp Otoban” filmini de izledim. Ama o film, bunun yanına çok yaklaşamaz diye düşünüyorum, iyi bir film olmasına karşın. Bu yönetmenin başyapıtı bu film: Mulholland Çıkmazı.

Gerçek ve yanılsama, bilinç ile bilinçaltı, rüyaların yarı karanlık koridorunda yine gerçekliğe açılan ve zaman zaman da kapanan kapılar, paralel dünyalar, boyutlar arasında bir köşe kapmaca.

Naomi Watts’ın olağanüstü oyunculuğu da filme adeta can veriyor. Filmdeki karakterler arasında bağlantı kurmak ve bunları birer bulmaca gibi yerli yerine oturmak için çaba gerekiyor. Filmi izledikten sonra film hakkında araştırma yapmanız, filmdeki bulmacaları çözmenize yardımcı olabilir. Filmin olay örgüsü düz bir çizgi izlemiyor. Bu arada filmin içkinde Hollywood eleştirileri de yer alıyor.

Naomi Watts, unutulmaz bir oyun çıkarmış.

Film hakkında farklı teoriler var. Bazı eleştirmenler acımasızca eleştirdiler filmi, ne anlattığının anlaşılmadığını yazdılar ciddi gazetelerde. Ama film çokça övgü de aldı.

“Kara film tarzında, sürrealist bir rüyayı anlatan film, anlamını yitirdikçe izleyicilerin daha da çok ilgisini çekmekte.” Ebert, Roger (12 Ekim 2001). “Mulholland Drive” (İngilizce). rogerebert.com.

Filmden bazı sözler

“Bugün size gösterilen resimdeki kızı gördüğünüzde, “bu kız” diyeceksiniz. Oyuncunun geri kalanı kalabilir, bu size kalmış. Ama o başrol sana bağlı değil. İyi yaparsan, beni bir kez daha göreceksin. Kötü yaparsan beni iki kez daha göreceksin. İyi geceler.”

“Tıpkı filmlerdeki gibi olacak. Başkası gibi davranmak.”

“Bunu senin için kolaylaştırmamı ister misin? İmkânı yok! Olmayacak. Benim için kolay değil!”

“Hey güzel kız, uyanma vakti.”

“Bir erkeğin tavrının, büyük ölçüde hayatının nasıl olacağını belirlediği.”

Filmin müziği de, soundtrack albümü olarak yayınlanmış. Gerçekten etkileyici ve filmin psikolojik gerilimiyle örtüşen bir müzik.

Filmin olay örgüsünün ve karakterlerinin çok farklı yorumlarına karşın, yönetmen ve senarist David Lynch bu konuda herhangi bir açıklama yapmamış. Bu da filmin biraz da olsa gizemli kalmasını istemiş olabileceğini gösteriyor belki de. Lynch, sadece “Rüyalar şehrinde bir aşk hikâyesi” sloganını öne çıkarmış.

“Filmde yaşananları açıklamak için öne sürülen ilk görüş, filmin ilk kısmının rüya, ikinci kısmının ise gerçek olduğu yönündedir. İlk teoriye göre, filmin ilk kısmında gerçek Diane Selwyn’in rüyası anlatılır ve gerçekte yer alan bazı karakter ve nesneler, bu rüyada birtakım değişikliklere uğramış olarak gözükmektedir.” (Wyman, Bill; Garrone, Max ve Klein, Andy (24 Ekim 2001). “Everything you were afraid to ask about “Mulholland Drive”” (İngilizce). Salon. 12 Ekim 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ekim 2013.)

Eğer bu teori doğru ise, Betty aşağıda oyuncu Naomi Watts’ın belirttiği gibi Diane’nin rüyasında yarattığı kendisidir. Bu Hollywood’daki sahteliğin henüz kirletemediği masum taşralı kızdır ve saflığı simgeler. Bu rüyada her şey semboliktir ve kendi içinde bir anlam taşır, bütün diğer olaylarla bütünleşmeyebilir.

“Naomi Watts da bir röportajında “Diane’in esas karakter, Betty’nin ise gerçekte olmasını istediği ve rüyasında gördüğü kişi olduğunu düşünüyorum. Rita yardıma, Betty’ye ihtiyacı olan bir kadın ve Betty de onu oyuncak bir bebek gibi kontrol etmekte. Rita; Betty’nin, gerçekte Camilla’nın olmasını istediği şekle bürünmüş hâli.” şeklinde bir analiz yapmaktadır.” ( “Naomi Watts: Three Continents Later, An Outsider Actress Finds her Place”Interview (İngilizce). ss. 132-137. 5 Ekim 2013)

Bu rüya yorumunu kabul etmeyenler de vardır. Hatta filmin saçma sapan olduğunu da öne süren çok kişi var, o yüzden kafa yorulmamasini tavsiye ediyorlar filmin olay örgüsünü ve karakterleri çözümlemeye. Burada saf ve hayallerle Hollywood’a gelen Betty, zamanla çok başarı kazanamıyor, arzularını gerçekleştiremiyor ve Diana’ya dönüşüyor belki de. Burada Betty, saflığı ve umudu, Diana ise hayalkırıklığını (hem aşkta, hem oyunculukta başarısız) simgeliyor bana göre.

Yönetmen David Lynch, ise tamamen kendine özgü sinema tarzı olan bir yönetmen olarak tanınıyor. Ve şöyle diyor bir yerde: “Tekniği düşünmüyorum. Fikirler her şeyi dikte eder.” (As quoted in “Dark Lens on America” in The New York Times Magazine (14 January 1990)

Dağınık imgeler, dağınık fırça vuruşları, ama yine de bunları bir araya toplamaya çalışan bir bakış açısı. Derinlikli, çok kişilikli, gerçek ve rüya arasındaki karakterler. Rüya mı gerçek, gerçek mi rüya bilemediğiniz olay örgüsü. Psikolojik bir derinlik. Belki de her ikisi de aynı anda gerçek.
Bilinçaltının bir sel gibi taşması. İşte bütün bunlar Lynch’i benzersiz kılıyor.

Her şeye rağmen bu filmi izlemeye çok değer görüyorum. Dediğim gibi unutamayacağınız filmlerden birisi olabilir. Filmin olay örgüsü ve karakterlerinin ucu açık olması, onu daha da gizemli ve çekici yapıyor. Denildiği gibi, bu filmi bir Hollywood filmi gibi izlemeyemezsiniz.

Erol Anar

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

erol anar
error: Content is protected !!