Güney Amerika’da Siyasetin Dinamikleri ve Krizin Etkileri

Güney Amerika’da Siyasetin Dinamikleri ve Krizin Etkileri

Kolonizasyonun o zaman için en būyūk sonucu yerli halkların katliamlardan geçirilmesi ve yerli uygarlıklarının yok edilmesi gerçeǧidir. Kolonizasyon sūreci o gūnden bu yana siyasetin dinamiklerini belirlemiştir. Ve bu belirleyişin etkileri hâlâ sūrmektedir. Latin Amerika’nın altın ve gūmūşū Avrupa’ya taşınmıştır gemilerle. Ve o zamandan bu yana Avrupalı ve ABD kökenli çokuluslu şirketler ve kūresel sermaye ile yerli işbirlikçileri aracılıǧıyla kıtanın zenginliklerini yaǧma etmektedir.

 

Tarihi kısaca hatırlarsak; Latin Amerika’nın sömūrgeciler tarafından “keşfi”, aynı zamanda kıtanın yerli halklarına karşı yapılan būyūk çaplı soykırımların da tarihidir. Başka bir acılı tarih de bu kıtada askeri darbelerin ve cuntaların tarihidir. Kıtada siyasetin dinamiklerini anlamak için kolonizasyon tarihine kadar uzanmak gerekmektedir.

Bugün ‘’Latin Amerika’’ olarak tabir ettiğimiz bölge ülkeleri, Avrupa tarafından sömürüldükleri, yine Avrupa’dan ithal virüslerle ve bilumum hastalıklarla nüfuslarının büyük  bir kısmını kaybettikleri, zorla dinlerinin ve hayat tarzlarının değiştirildiği onca yıldan sonra nihayet 19. Yüzyılda büyük ölçüde Napolyon’un en önemli sömürgecilerden İspanya’yı işgalinden cesaret alıp kendi kaderlerini tayin etme sevdasıyla ayaklanmaya başladılar. Bu başkaldırıya şüphesiz Amerikan ve Fransız ihtilalleri, İngiltere’nin İspanyol sömürgelerini bu yönde kışkırtması, yerli halkla karışan İspanyolların o dönemin Avrupa’sındaki liberal fikirleri Latin Amerika’ya ithal etmeleri gibi etkenler de büyük ölçüde   zemin hazırlamıştır. [1]

Tüm bu nedenlerle uzun yıllar maddi manevi sömürülen Latin Amerika halkı ayaklanmış ve 1815- 1830 yılları arasında bölge ülkeleri tek tek bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamıştır. Bu süreçte ilk olarak 1816 yılında Venezuella ve Arjantin, 1818’de Şili, 1821’de Panama ve Peru, 1822’de Brezilya ve 1828’de Uruguay bağımsızlıklarını ilan ettiler.[2]

Gabriel García Márquez‘in “Labirentindeki General” (El general en su laberinto) isimli eserinde, hayatının son dönemini anlattıǧı Simon Bolivar, Gūney Amerika’da sömūrgeciliǧe, İspanyol egemenliǧine karşı mūcadele yūrūten “el libertador” kurtarıcı lakaplı bir devrimci önderdir. Ve Gūney Amerika baǧımsızlık tarihinde önemli bir yeri vardır. Ona “Gūney Amerika’nın George Washington’ı” diyenler de vardır. Bolivar bu kıtada bir efsanedir ve gūnūmūzde de esin kaynaǧı olmaya devam etmektedir.

1492- 1542 tarihlerinde yoğun bir İspanyol kolonileşmesi başlamış ve 300.000 İspanyol yeni dünyaya yerleşmiştir. 17. yüzyıldan itibaren ise özellikle İspanya, Portekiz ve İtalya’dan olmak üzere yaklaşık 20 milyon kişi Avrupa’dan Orta ve Güney Amerika’ya göç etmiştir. [3]

Kolonizasyonun o zaman için en būyūk sonucu yerli halkların katliamlardan geçirilmesi ve yerli uygarlıklarının yok edilmesi gerçeǧidir. Kolonizasyonsūreci o gūnden bu yana siyasetin dinamiklerini belirlemiştir. Ve bu belirleyişin etkileri hâlâ sūrmektedir. Latin Amerika’nın altın ve gūmūşū Avrupa’ya taşınmıştır gemilerle. Ve o zamandan bu yana Avrupalı ve ABD kökenli çokuluslu şirketler ve kūresel sermaye ile yerli işbirlikçileri aracılıǧıyla kıtanın zenginliklerini yaǧma etmektedir.

1990’lara gelindiğinde Soğuk Savaş sonrası dönemde yeniden şekillenen uluslararası ortamda, ABD’nin Latin Amerika’da etkin olma politikası devam ederken, karşılıklı ilişkiler daha karmaşık bir yapıya doğru sürüklendi. Anti-Komünizme dayalı bir güvenlik anlayışını terk eden ABD dış politikasında “uyuşturucu kaçaklığı ve organize suçlarla mücadele” üzerinden yeni bir ulusal güvenlik algısı geliştirildi ve bölge ülkelerine yönelik politika bu çerçevede şekillendi. [4]

Ancak ABD’nin yeni konsept uyuşturucu ūretimi ve daǧıtımını engellemekten çok onu denetlemek amacını taşımıştır ABD açısından.

ABD ve GūneyAmerika ūlkeleri arasındaki ilişki

Amerika Birleşik Devletleri (ABD),Gūney Amerika’yı her zaman “arka bahçesi” olarak nitelemiştir. Bu nedenle bu kıtada yapılan askeri darbelerin arkasında hep ABD olmuştur. Darbeleri desteklemiş böylece, Monroe Doktrini’nde belirtildiǧi gibi kendi çıkar bölgesine mūdahil olmuştur her zaman. ABD ile ilişkiler bu kıtaya sömūrū, işkence, rūşvet ve yolsuzluk getirmekten başka bir işe yaramamıştır. Ayrıca Dūnya Bankası ve IMF ile olan ilişkiler de ABD çıkarları doǧrultusunda gelişmiştir. Uluslararası sermaye çevreleri ve Avrupalı devletler ise tarihsel olarak kıtaya bir sömūrū alanı olarak bakmışlardır. Zengin maden ve petrol kaynakları uluslararası sermaye ve emperyalist devletlerin ilgisini her zaman çekmiştir.

ABD, Dışişleri Bakanı John Foster Dulles, Latin Amerikalılar’ın nasıl hizada tutulabileceği konusunda Başkan Eisenhower’a tavsiyede bulunurken,“Onları hafifçe okşayacaksınız ki sizin kendilerine sırılsıklam âşık olduğunu sansınlar.” demişti. [5]

ABD, bu kıtada çıkarları olan būyūk şirketlerini korumuş, böylece oradaki rejimleri de kendi çıkarları doǧrultusunda belirlemeye çalışmıştır. Bunu da tarihsel olarak būyūk ölçūde başarmıştır. Monroe Doktrini bu noktada bir temel taşıdır. Bu doktrini kısaca hatırlarsak;

Monroe Doktrini ile:

ABD, Latin Amerika üzerinde ekonomik ve siyasi nüfuz sağlamıştır.

Latin Amerika,ABD çıkar bölgesine dahil edilmiştir.

Avrupa kıtadan uzaklaştırılmış ancak ABD egemenliǧi tesis edilmiştir.

“Amerika Amerikalılarındır” ilkesi uygulanmış ancak bu “Amerika ABD’nindir” şekline dönüşmüştür.

Bu doktrin daha sonra Başkan Roosevelt tarafından genişletilmiştir. Orta ve Güney Amerika’da bir devlet ABD’nin güvenini kazanmazsa, ABD  müdahale edecektir.

Eduardo Galeano, o ūnlū“Latin Amerika’nın Kesik Damarları”adlı kitabında şöyle yazar: “Çevre ūlkelerde yerel tasarruflara yapılan saldırının nedeni, ABD’nin yabancıūlkelerdeki yatırımlarını durdurmasını gerektiren ödemeler dengesi açıǧı ve doların uluslararası para olarak deǧer kaybetmesidir. Latin Amerika bu sorunlara çare olarak kullanılmaktadır. International BankingSurvey’e göreRio Bravo’nungūneyindeki Kuzey Amerikan bankalarışubelerinin sayısı 1964’te 78 iken 1967’de 133’e çıkmıştır. 1964’te 810 milyon dolardan 1967’de 1270 milyon dolara ulaşmıştır.”[6](Galeano, 2009: 185)

Bu sayı ve rakamlar bugūn çok daha fazladır.

Bugūn ABD’nin Gūney Amerika’da en būyūkmūttefiki ve ūslerininolduǧu bölge Kolombiya’dır. ABD ayrıca bazıūlkelerle iyi ilişkiler içindedir. Venezuela gibi bolivaristhūkūmetin işbaşında olduǧu yönetime karşıdır ve bu ūlkedekimuhalifleri desteklemektedir. Ayrıca Bolivya’daMorales yönetimi de ABD çıkarlarına karşıdır bölgede. Brezilya’daki İşçi Partisi hūkūmeti ise ABD ile yoǧun ilişki içerisinde ve yeni kalkınmacı (neodesenvolvimentismo) politikalarının uygulayıcısıdır. Bu yeni kalkınmacı model, kapitalizmin bir formu olarak başarısız oldu.Brezilya diǧer yandan da Latin Amerika ūlkeleri ile olan ilişkilerini canlı tutmaya çalışıyor. Tam bir orta yolcu, oportūnist siyaset izliyor yıllardır.

Dikkati çeken bir olgu ise,Gūney Amerika’da birçok ūlkede halkın politik olarak ikiye bölūnmesi ve karşıtlık olgusunun keskinleşmesidir,hūkūmet yanlıları ve hūkūmet karşıtları. Örneǧin Arjantin, Brezilya, Venezuela ve başka ūlkeler… bu durumdadır. Bunun  pratik hayata yansıyan bir göstergesi ise örneǧin, 17 Nisan 2016’da Brasilia kentinde Başkanlık Sarayıönūnde Başkan karşıtı ve yandaşı iki grubun metal bir barikat ve polislerce ikiye ayrılmasıydı.

Siyaset ve yolsuzluk

Rūşvet ve yolsuzluk,  Güney Amerika ūlkelerinde çok yaygın bir yöntemdir.

Gūney Amerika’da rūşvet ve yolsuzluǧun kökenleri kolonyalist döneme kadar uzanır.  Neredeyse yolsuzluǧa ulaşmamışbūyūk bir siyasal parti yoktur kıtada desek yeridir.

Araştırma uzmanı GerónimoTimerman, şöyle diyor: “Yolsuzluk ve rüşvet tüm ülkelerde özel ve hükümet kuruluşları arasında görülebilen bir olaydır. Ancak bu Latin Amerika’da çok yüksek, neredeyse kültürel bir olgu.” [7]

Tranparency International’ın 2013 Global  CorruptionBarometer (Küresel yolsuzluk barometresi)  2013 raporuna göre, [8]Arjantinlilerin yūzde 78’i , Brezilyalıların yūzde 70’i, Şilililerin yūzde76’sı, Uruguaylıların yūzde 48’i, Kolombiyalıların yūzde 81’i, Bolivyalıların yūzde 78’i,  Paraguaylıların yūzde 81’i, Venezuelalıların yūzde 77’si, siyasal partilerin rūşvet ve  yolsuzluǧabulaştıǧına inanıyor.

Yine aynı araştırmaya göre;  Arjantinlilerin yūzde 70’i , Brezilyalıların yūzde81’i, Şilililerin yūzde 53’ū, Uruguaylıların yūzde 47’si, Kolombiyalıların yūzde61’i, Bolivyalıların yūzde 86’sı,  Paraguaylıların yūzde 82’si, Venezuelalıların yūzde 83’ū,  polisin  rūşvet ve  yolsuzluǧabulaştıǧına inanıyor.

Araştırmaya göre,  Arjantinlilerin yūzde 49’u, Brezilyalıların yūzde 35’i, Şilililerin yūzde 65’i, Uruguaylıların yūzde 34’ū, Kolombiyalıların yūzde 38’i, Bolivyalıların yūzde 33’ū,  Paraguaylıların yūzde 28’i, Venezuelalıların yūzde 63’ū,  şirketlerin ya da iş çevrelerinin  rūşvet ve  yolsuzluǧabulaştıǧına inanıyor.

Tranparency International raporlarına göre, Paraguay yolsuzluk ve rūşvet anlamında Venezuela ve Haiti’nin ardından geliyor Latin Amerika’da. Bu indekste en az rūşvetve yolsuzluǧungörūldūǧūūlkelerdūrūstlūktabelası dūnya sıralamasında Brezilya 76., Venezuela ise 161. durumda bulunuyor.  Uruguay ise yolsuzluǧun en az olduǧuūlke konumunda bu konuda. Şili de aynışekilde.[9]

Gūney Amerika’da nerede “sol” ya “ilerici” görūnūmlū bir hūkūmet varsa orada yolsuzluk ve rūşvet, adaletsizlik görūlūyor son yıllarda. Paradoksal ama gerçek. ÖrneǧinBolivaristhūkūmetin egemen olduǧu Venezuela rūşvet ve yolsuzluǧun en fazla olduǧuūlke bu kıtada. Yine sosyal adaletsizlikten kaynaklanan adli suçlarda kıta birincisi, cinayetlerde, hırsızlıkta, gaspta…Yine Brezilya da aynışekilde. Arjantin’de yolsuzluklar yapıldı yapılıyor, Bolivya, Paraguay da aynışekilde. Şili’de Sosyalist Parti ūyesi devlet başkanının oǧlu da rūşvetalmakla suçlanıyor.

Gūney Amerika’da iktidara gelen “sol”, kendi elitlerini de yarattı. Bunlar parti būrokrasisi ve onun çevresinden oluşan ve binlerce kişiden ibaret bir kitle. Bunlar hūkūmetten besleniyor ve dolayısıyla her duruma uyum saǧlıyor, ses çıkarmıyorlar; politik ideallerden çok kendi kişisel menfaatlerini ölçū alıyorlar.Buna ben “bukalemun parti būrokrasisi” diyorum. Latin Amerika’da “sol” ya da “ilerici” görūnūmlūhūkūmetlerin bir özelliǧi var. 14-15 yıldır iktidarda olmalarına karşın hep maǧduru oynuyorlar ve hiçbir zaman özeleştiri yapmıyorlar. Yıllardır Latin Amerika’da yaşayan, okuyan, izleyen bir insan olarak şunu söyleyebilirim, bu partilerin ortak özelliǧi şu: “inkâr et, başkalarını suçla!”; būtūn politikaları bunun ūzerine kurulu. Ya da kendilerine karşı “darbe girişimi olduǧunuve komplo kurulduǧunu” iddia ediyorlar.

Aslında kolonyal dönemden bu yana tarihsel derin köklere sahip bir olgu rūşvet  ve yolsuzluk bu kıtada. Özellikle kıtanın emperyalist ūlkelercesömūrūlmeye açık bir hale getirilmesi sūresince ve darbeler döneminde yolsuzluk, bizzat ABD ve çokuluslu şirketler tarafından bir sömūrgeleştirme aracı olarak sıkça kullanılan bir yöntem haline gelmiş ve gelenekselleşmiş, içselleştirilmiş bu ūlkelerin devletleri tarafından. Ve “sol” ya da “ilerici” görūnūmlūhūkūmetler de rūşvet ve yolsuzluk bataǧınadūşmekten kaçınamamışlar.

Arjantin’de 1989  ve 2007 yılları arasında  27 būyūk yolsuzluk saptanmış. Bunlar arasında  devlet telefon kurumunun özelleştirilmesi de bulunuyor.  2007-2007 yılları arasında ekonomi bakanı olarak NéstorKirchner kabinesinde görev yapanFelisaMichele yolsuzluktan tutuklanarak 4 yıl hapse mahkûm edildi. Yine Kirchner kabinesinde bakan olarak görev yapan RicardoJaime yolsuzluktan tutuklanarak cezaevine gönderildi bu yakınlarda. Yine Kirchner’in başkan yardımcısıAmadoBoudou yolsuzluk yapmaktan yargılanıyor. Politikacıların yanısıra yargı kurumlarında da yolsuzluklar görūlūyor.

Şili Devlet BaşkanıBachelet’inoǧlu ve gelini yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle soruşturuluyorlar. Başkanın oǧlu ve gelininin, bankadan usūlsūz olarak 10 milyon dolar kredi çekerek arazi satın aldıkları ve bu arazileri yūksek fiyata sattıkları iddia ediliyor.  Yine başkan adayı olan MarcoEnríquez-Ominami’nin 2013 başkanlık seçimlerinde bir Brezilya çokuluslu şirketinin özel uçaǧını, 4 ay sūresinceseçim kampanyası sırasında kullandıǧı ortaya çıktı.

Venezuela ise, Gūney Amerika’nın en fazla yolsuzluk yapılan ūlkesi olarak gösteriliyor. Örneǧin General ve eski Bakan, Chavez’in yönetimindeki,RaúlIsaías’ın bakanlık döneminde “kaybolan” 14 milyon dolardan sorumlu tutuluyor ve yargılanarak hapsedildi. Sosyal projelerde de yolsuzluǧun yaygın oldugu Devlet Petrol Sirketi PDVSA yapılan yolsuzlukların da gereken şekilde araştırılmadıǧı iddia ediliyor.

Bizzat Devlet Başkanı Maduro devlet organlarında rūşvet  ve yolsuzluk yapıldıǧını kabul etti.[10]Maduro, Venezuela’da devlet organlarında yapılan yolsuzluǧu kabul ediyor ve şöyle diyor: “Burjuvazinin lanet yolsuzluklarına son verelim.” Soralım şimdi madem burjuvazi yapıyor bunu,o halde siz de burjuvazi ile işbirliǧi halindesiniz. Çūnkū 17 yıldır sizin partiniz iktidarda ve devlet organlarında da en etkili yerlerde partinizin insanlarıgörev yapıyor. Aslında bu  partinin eliti, ūlkenin burjuvazisine eklemlendi bir anlamda.

Peru’da ise özellikle Diktatör Fujimori zamanında, rūşvetve yolsuzluk hızla artmıştı. 1990-2000 yılları arasında yönetimde bulunan Alberto Fujimori insan hakları ihlallerinin yanısırarūşvet ve yolsuzluktan da yargılanarak  6 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Şimdi onun kızı KeikoFujimori, geçtiǧimiz gūnlerde Peru’da yapılan başkanlık seçimlerinde ilk turu aştı ve ikinci turda da favori olarak görūlūyor. Peru Devlet Başkanı Ollanta Humala’nın eşi Nadine Heredia, Kongre komisyonu tarafından yolsuzluk yaptıǧı iddiasıyla soruşturuluyor.

Yine EkvadorJamil Mahuad eski devlet başkanı hakkında yolsuzluk yaptıǧı gerekçesiyle kırmızıbūlten çıkarıldı.

Brezilya’da son olarak,“Lava-Jato”adı verilen yolsuzluk operasyonu iktidardaki İşçi Partisi ve diǧer partilerin ūst dūzey yöneticilerine kadar uzandı. Devlet Başkanı’nın da yolsuzlukta önemli rolū olduǧu dile getiriliyor. Bu operasyon ve yargılamalar halen sūrūyor. Birçok parti yöneticisi, (Özellikle de iktidardaki İşçi Partisi)  milletvekili,şirket sahipleri ve yöneticilerihapsedilmiş durumda.

Yine Bolivya Devlet Başkanı Morales’in adıyolsuzluǧa karıştı. Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales’in eski kız arkadaşı Gabriela Zapata, Çinli bir şirket adına devletten aldığı ihalelere fesat karıştırmaktan gözaltına alındı. Zapata’nın gözaltına alınması sonrası yürütülen yolsuzluk soruşturması 56 yaşındaki Devlet Başkanı Morales’e kadar uzandı. Bir dönem Evo Morales’le ilişki yaşayan Gabriela Zapata’nın erkek bir bebek dünyaya getirdiği ve bunu yıllarca Boliviya Devlet Başkanı’ndan sakladığı ileri sürüldü. Morales, Bolivya’nın rūşvet ve uyuşturucu ticaretinden dolayı problemlerinin olduǧunu, ama hūkūmetin bunlarla mūcadele ettiǧini söyledi.[11]

Bu konuda çok örnek verilebilir. Ama örneklerden çok, sorunun neden kaynaklandıǧını araştırmak daha önemlidir bu konuda.

Gūney Amerika’da rūşvet ve yolsuzlugunönemli bir ayaǧı da uyuşturucu kaçakçılıǧıdır. Özellikle de kokain kaçakçılıǧı. Kolombiya, Peru ve Bolivya en çok uyuşturucu ūretenūlkelerdir bu kıtada. Ancak Kolombiya’nın bu konudaki liderliǧi tartışılmaz. Ortada çok  būyūk miktarda kara para döndūǧūnden bundan payını siyasetçiler, yargı camiası ve polis de almaktadır. Bu para, hem kişisel hesaplara girmekte bir bölūmū de siyasal partiler, hūkūmetler tarafından kayıtsız olarak kullanılmaktadir. Uyuşturucu kartelleri para ile birçok siyasetciyi kolaylıkla satın almaktadırlar. Dūnyaya daǧılan kokainin būyūk kısmıKolombiya’da ūretilmektedir. Kolombiya hūkūmeti, gerilla örgūtū FARC’ı kokain ūreticisi olmakla suçluyor; FARC ise hūkūmeti uyuşturucu kartelleriyle işbirliǧi yapmakla itham ediyor.

Krizin etkileri: Yūksek enflasyon, artan işsizlik ve resesyon

2008’li yıllardan itibaren şiddetini arttıran ve son yıllarda da Gūney Amerika’da özellikle de Brezilya’da etkili olmaya başlayan kūresel ekonomik krizin bu kıtadaki etkileri sarsıcı olmaya başladı. Krizin neden olduǧu işsizlik artmakta, resesyon ve yūksek enflasyon görūlmektedir. Özellikle 2015 yılından itibaren Brezilya’da ve diǧer ūlkelerde resesyon tekrar açıǧa çıkmıştır.

Gūney  Amerika ūlkelerindeönemli bir sorun da işsizlik. Index Mundi’ninyayınladıǧı rapora göre işsizlik oranı 2013 yılı itibarıyla Kolombiya’da yūzde 10, Venezuela’da yūzde 8, Bolivya, Paraguay ve Uruguay’da yūzde 7, Şili’de yūzde 6, Ekvador’da ise yūde 4 oranında. 2015 itibarıyla bu rakamlar artmış durumda. [12]

Brezilya’daki hem ekonomik hem de politik kriz, tūmGūneyAmerika’yı etkilemektedir. Örneǧin Arjantin krizi, Brezilya’yı etkilemişti. Brezilya’daki kriz ise giderek sūreklileşiyor ve hūkūmet bu konuda bir şey yapmaktan aciz durumda. Kriz zaten sūrekli kriz ve borç içerisinde bulunan Arjantin ekonomisini şimdiden etkiledi ve giderek etkisi daha da būyūyecek. Kriz, kūresel, bununla birlikte yeni kalkınmacı (neodesenvolvimentismo) politikalar da krizi tetikleyen unsurlar arasında özellikle Brezilya’da. Buna baǧlı olarak da yoksullaşma giderek artıyor, özellikle de orta sınıf hızla yoksullaşıyor.

Brezilya’da devlet başkanının görevden alınması için Parlamento’da 17 Nisan 2016 tarihinde yapılan oylamada, bakanlarının yūzde 44’ū yolsuzluǧa bulaşmış[13]başkanın görevden alınmasıönergesi kabul edildi. Eǧer senatoda da bu onaylanırsa devlet başkanı ve hūkūmetdūşecek. Devlet BaşkanıDilma bu durumu “demokrasiye yapılan bir darbe” olarak nitelerken, muhalefet ise anayasal bir sūreçolduǧununbelirtiyor.

Araştırma enstitūsūIBGE’nin rakamlarına göre, Brezilya’da işsizlik oranıyūzde10.2 rakamına ulaştı. [14]Yine aynı araştırmaya göre yaklaşık 10 milyon insan bu ūlkede iş arıyor.  Krizden başta turizm olmak ūzerebūtūn sektörler etkilendi. Yurtdışına turizm yūzde  50 oranında dūştū, yayın sektörūnde işten çıkarmalar başladı, kitap yayınlarıdūştū, satış oranları da geriledi. Örneǧin bilimsel araştırmalara ayrılan būtçeyūzde  25 oranında azaltıldı. Brezilya’nın en būyūk medya sektörū olan Globo, yaklaşık 400 gazeteciyi işten çıkardı son dönemde.[15]

Brezilya’da yine son yıllarda işten çıkarmalar, zorunlu ūcretsiz izinler giderek arttı. Özellikle otomotiv, metalurji sanayinde işten çıkarmalar giderek hızlanıyor.

Yine IBGE’nin araştırmasına göre bu yılın sonuna kadar işten çıkarılan insanların sayısı 1 milyon 200 bin kişiye ulaşabilir. [16]

Hūkūmet ise krize gözlerini kapatarak, bu krizin kendi krizleri olmadıǧını ve kūreselbir kriz olduǧu konusunda yoǧunlaştı. Yani bir nevi krizi yok sayma, gözlerini kapama tavrı gösteriyor. Dolar yūkseldikçe iç piyasada fiyatlar da buna endeksli olarak artıyor. Hūkūmetbu konuda hiçbir şey yapamıyor. Yalnızca bazenMerkez Bankası’nın doların fiyatınıdūşūrmek için yaptıǧı alım satımlar da işe yaramıyor. İşçi Partisi hūkūmetininizlediǧi politikalar da krizi tetikliyor ve derinleştiriyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Brezilya’daki krizin tūm Latin Amerika’daki gelişmeyi, būyūmeyifrenlediǧine dikkat çekiyor. [17]

IPC verilerine göre,Eylūl 2015 aylık enflasyon oranıyūzde 9,5’a ulaştı. [18]Şu an Brezilya’da resmi rakamlara göre  yaklaşık 10 milyon işsiz bulunuyor. Gerçek rakamlar ise bunun çok ūzerinde.

Arjantin’e gelince; NéstorKirchner ve ardından devlet başkanlığı görevini devralan eşi CristinaFernandez de Kirchner ile 12 yıl (2003’ten 2015’e kadar) süren “Kirchnerlerdönemi”nde orta sınıfın yok edildiǧigerçeǧi sık sıkdile getiriliyor. Cunta döneminin borçları altında da ezilen Arjantin hūkūmeti ekonomik anlamda bir başarı gösteremedi. Bu dönemde aynı Brezilya’da olduǧu gibi halk ikiye bölūndū: Hūkūmetkarşıtları, hūkūmetiyanlıları. Brezilya’da olduǧu gibi keskin bir toplumsal kutuplaşma bu. Hatta izlediǧim bir dokūmanter filmde, aileler, akrabalar birbirleriyle bu yūzden konuşmamayı tercih ettiklerini söylūyorlardı. Aynı dokūmanterprogramda 100 peso ile birkaç yıl önce 4 kişi yemek yiyebiliyorken, şimdi 4 kişinin bu para ile ancak kahve içebildiǧi dile getiriliyordu.

Arjantin, Güney Amerika’nın 2. büyük ekonomisi ve borç krizi ile karşı karşıya kaldı.

Azgelişmiş ülkeler üzerine, emek ve özgürlükler perspektifinden çalışmalarıyla bilinen J. Roos ise akbaba fonları ‘küresel finansın Talibanı’ olarak niteledi ve Arjantin’in ikinci kez temerrüde düşmesinin nedeninin Arjantin değil, akbaba fonların köktenciliği ve ABD’li yargıç Griesa olduğunu ileri sürdü.

Faizi ile birlikte yaklaşık milyarlarca dolarlık ve oldukça tartışmalı bir borcun Arjantin Hükümeti tarafından ödenmesinin reddedilmesi nedeniyle ülke teknik olarak temerrüde düşmüştū. Daha sonra ise, Şubat 2016’da Arjantin’in kreditörlerle 5 milyar dolarlık bir anlaşmaya vardıǧı bildirildi.

INDEC (Ulusal İstatistik ve Nūfus Sayımı Enstitūsū)’ne göre 2014 yılında yıllık enflasyon oranı yūzde 23,9’a ulaştı.[19]

Arjantin’de işsizlik, resmi kayıtlara göre ekonomik olarak faal nüfusta (Población Económicamente Activa – PEA) yūzde 7.5’a ulaştı.[20]

Bu sonuçla, ülke sadece Kolombiya’da (% 9) ve Venezuela (% 8) aştı bölgesel işsizlik podyumu üzerinde yer almaktadır. Kalıcı durgunluk ve rekabet kaybı bu kayıtların nedenleridir. Gerçekte ise bu, resmi rakamların gösterdiǧinden daha fazladır.

Sonuç olarak Gūney Amerika’da rūşvet ve yolsuzluǧun kökeni kolonizasyon dönemine uzanmakta, ABD destekli darbelerle giderek artmış ve gūnūmūzde ise çok uluslu şirketler ve Dūnya Bankası, IMF gibi kūresel sermaye kurumlarınca körūklenmektedir. Ekonomik kriz ise bu kıtada birçok ūlkede siyasal krizi beslemiş ve bu ūlkelerşimdiden şiddetli etkilere açık hale gelmiştir. Ayrıca bu kıtada hūkūmete gelen “sol” ya da “ilerici” görūnūmlū hūkūmetler de hayal kırıklıǧı yaratmıştır ve bu yūzden bir bir sahip oldukları iktidarı kaybetmektedirler; halkın gūvenini yitirmişlerdir.

Görūnen o ki, Latin Amerika’da kriz derinleşecek ve bunun siyasal, sosyal yansımaları da keskinleşecektir.

Erol Anar

Nisan 2016

Paraná – Brezilya

 

 

Dipnotlar

[1] Öğütçü, Büşra: ‘’Latin Amerika’da Bağımsızlık Hareketleri’’,  http://www.politikakademi.org/

[2]Yılmaz, Sait: ‘’Latin Amerika’da Neler Oldu?’’, s. 3, http://usam.aydin.edu.tr/

[3]Yılmaz, age.

[4]Burns, E. Bradford: “Latin America: A conciseinterpretivehistory”, 4th ed. Prentice-Hall, EnglewoodCliffs, (1986). (Akt. Yilmaz)

[5]Chomsky, Noam: “Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir”, Minerva Yayınları, (1998), s.11-14.

[6]Galeano, Eduardo: “LasVenasAbiertas de AméricaLatina”,Siglo XXI (May 1, 2009),  España. s. 185.

[7]oglobo.globo.com

[8]“Global  CorruptionBarometer 2013”, Tranparency  International, http://www.transparency.org/

[9]“Venezuela es percibidocomo el paísmáscorrupto de AméricaLatina”, El Pais gazetesi, 3 Aralık, 2014, internacional.elpais.com/

[10]Maduroreconhececorrupção em órgãospúblicos da Venezuela“, 02.02.2016, veja.abril.com.br/

[11]“Morales: corrupção e narcotráficosãofragilidades da Bolívia”,www.gazetadopovo.com.br/

[12]Taxa de desemprego – América do Sul”, indexmundi.com.

[13]Praça, Sérgio:“44% dos ministros de Dilma são acusados de corrupção: reforma ministerial já!”http://veja.abril.com.br/

[14]“Desempregoavança e atinge 10.2notrimestreatéfevereiro, aponta IBGE…”,

“http://economia.uol.com.br/

[15]“Criseeconômicaatingepesquisascientíficas e universidadesnoBrasil”,http://g1.globo.com/

[16]Kafruni, Simone: “Com a estagnação do país em 2015, 1,2 milhão de pessoas serão demitidas” , www.em.com.br/

[17]“Brasilvaifrearcrescimento da AméricaLatina em 2015, mostra FMI”, http://g1.globo.com/

[18]InflaçãoBrasil“, http://pt.global-rates.com/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

erol anar
error: Content is protected !!