Olay, Olgu, Kavram ve Korelasyon Üzerine Birkaç Not

28/09/2018 Erol Anar 0

Değişkenleri iyi tanımlayabilmek için de hemen hemen hiç durmadan okuyorum. Bunu en iyi şekilde yapabilmek için okumak vazgeçilmez bir yöntemdir. Felsefe, sosyoloji, psikoloji, sanat, sanat, antropoloji vs… çeşitli alanlarda okumak gerekiyor. Kavramsallaştırma kapasitesi ancak okuyarak oluşuyor. Yazmak aslında en iyi öğrenme yöntemlerinden birisidir. Ben yazarak öğreniyorum. Yine olgu, olay ve kavram arasında diyalektik bir ilişki kurabilmek için de çeşitli okumak ve okuduklarını içselleştirmek gerekiyor. Sadece olaylar üzerinden değerlendirme yaparsanız yazı, tek boyutlu kalacak ve nedensel zincirleri açıklamaktan da uzak olacaktır.

Vatan, Devlet, Millet Manipülasyonu ve İktidar Üzerine Notlar

26/09/2018 Erol Anar 0

Milliyetçilik bu konuda dinden daha etkilidir. Din bayrağı açtığınızda, size muhalif olan herkesi arkanızda göremezsiniz. Ama milliyetçilik bayrağı açtığınızda size en muhalif görünen kesimler hemen arkanızda bir asker gibi sıraya girerler. Hitler de bunu bildiği için hayati boyunca savaş durumunda kalmış ve savaşı sürdürmüştü. Özellikle totaliter rejimlerde bu durum daha da baskındır.

Bu noktada iktidar sahibi şu manipülasyona başvurur: “Bu vatan, devlet sorunudur. Dolayısıyla benim arkamda olmayan, düşmanımdır. Benim düşmanım değil ulusun düşmanıdır. Çünkü ben kendi çıkarlarımı değil, ulusun çıkarlarını savunuyorum.”

Sana Mektuplar: Sadece Sonsuzluktur Geriye Kalan

24/09/2018 Erol Anar 0

Ve hayatımın anlamını geç de olsa kavramıştım. Bir yere yıllarca uçan, ama oraya vardığında geç kalmış olmanın pişmanlığı yaşayan bir kuş gibi hissediyordum kendimi. Ama ne olursa olsun varmıştım yine de oraya. Öyle hissediyordum. Ama sonra yine anlamıştım. Varmak diye bir şey yoktu aslında. Bir şeylere vardığımızı, ulaştığımızı sanmamız tamamen bir yanılsamaydı. Varmak bir noktaydı, ama aslında sonsuzluk vardı sadece.  Çünkü sadece sonsuzluktur geriye kalan. Geç kalmak, erken ulaşmak gibi bir şey de yoktu. Hiçbir yere, hiçbir zaman varamayacağını, ulaşamayacağını anladığımızda belki de yaşamımızın anlamını çözmeye yakınlaşıyorduk.

Her Soytarının Bir Kralı Vardır

23/09/2018 Erol Anar 0

Entelektüelin ruhu, kurumlardan, güç odaklarından bağımsızdır. Eğer bir entelektüel bağımsızlığını yitirmiş ve hükümetin, güç odağının yanında yer almışsa, o artık entelektüel değildir.Gerçek bir entelektüel asla soytarılık yapmaz, kendi bireysel çıkarlarını diğer insanların ve toplumun önüne koymaz. Güç odaklarına şirin görünme, yaranma çabası içinde olmaz. Bağlı olduğu tek şey gerçeklik, birey ve toplumun özgürlüğü, eşitliği ve etik değerler ve vicdanıdır.

Syriza Üzerine Birkaç Not: “Yok Edemiyorsan, Evcilleştir”

22/09/2018 Erol Anar 0

Syriza, Ursula Le Guin’in “Mülksüzler” kitabında söylediği “Yok edemiyorsan, evcilleştir.” politikasına bir örnektir.

Yunanistan’da ne değişti? PASOK yerine Syriza markalı copları ve gaz bombalarını kullanıyor artık polisler. Bir de durum öncekinden daha geriye gidiyor işçi ve emekçiler açısından. Manipülasyon ve politikalar aynı, yalnız bu kez “sol” etiketli. Yakında o “sol” etiketi de çıkarabilirler.

Öz Disiplin ve Hayata İradi Müdahale

21/09/2018 Erol Anar 0

Çünkü öz disiplin kişinin net olarak ne istediği ve yapacağı eylemden ne beklediğiyle ilgili bir kavramdır. Bir amaç vardır, yukarıdaki koşu eylemi yapan kişinin amacı sağlıklı olmak, ya da sağlığını korumaktır. Burada amaç nettir ve eylem de amaca uygundur. Öz disiplin, dışarıdan devletin, kurumların ya da grupların dayattığı bir disiplin değildir, çünkü dayatılan eylem gönüllü olamaz, orada bir zorunluluk vardır. Oysa öz disiplin, kişinin kendi özüyle ilgili alacağı kararları kapsar.

Gölgede Bir Yazar

20/09/2018 Erol Anar 0

Gölgede olmamın bir nedeni de, sırtımı hiçbir kuruma, kişiye, çevreye yaslama düşünce ve davranışımın olmamasıdır. Bu nedenle hep tek tabanca ve bağımsız ama ezilenlerden yana bir yazar oldum, olmaya gayret ediyorum… Kendimi her zaman sloganlarla ifade etmekten kaçındım. Hep özü aradım, arıyorum. Çünkü esas değișim sloganlarda değil, özde gizlidir. Esas olan yazmak da değildir, yazmak hayata soru sormaktır. Esas olan onurlu, gelișken ve ileriye dönük bir biçimde sürekli öğrenerek yașamaktır.

Sana Mektuplar: “Başın Öne Eğilmesin”

18/09/2018 Erol Anar 0

Her şeye cevap vermeyi, herkese tek tek laf yetiştirmeyi bırakıp; iğnelemek, ima etmek, laf sokmak yerine söylemek istediğin bir şeyi dolaysız dürüstçe ifade etmeyi öğrendiğinde, işte o an olgunlaşma yoluna girer hayatın. Ve sadece dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme ile bakarsın artık insanlara.

Bir Yazının Sosyolojisi: Beni Bir Kişi Anladı, O da Yanlış Anladı

17/09/2018 Erol Anar 0

“Dostoyevski Nedir?” başlıklı yazımda Dostoyevski’den hiçbir alıntı yok. Bu yazımı, “Dostoyevski Nedir?” başlıklı bir televizyon kanalının yaptığı araştırma sonuçlarını yorumlayarak yazdım. Yazımın sonunda da bu videoya yer verdim.

Yazıyı ben yazdım, altında da imzam var. Ama insanların büyük bölümü yazının başlığında Dostoyevski ismi geçiyor diye ve fotoğrafı olduğu için yazıyı Dostoyevski yazdı sanıyorlar. Oysa yazıyı okuyup anlamaya çalışsalar, yazıda Dostoyevski’den hiçbir alıntı yok. Dostoyevski bu yazıyı yazamazdı, çünkü yazıda içinde yaşadığımız çağ ile ilgili olgular var. Ayrıca Dostoyevski neden, “Dostoyevski Nedir?” diye bir yazı yazsın?