Bazen çok sıkışırız hayatın içinde, kendimizi çaresiz ve güçsüz hisseder, hayatımızın gerçekte sona erdiğini düşünmeye başlarız. Sıkışma insana, yalnızlık, depresyon, izolasyon ve yabancılaşma getirir. Bunların da etkisiyle, kişi kendisini olduğundan daha da fazla sıkışmış hisseder. Ters döndürülmüş bir böcek ya da kaplumbağa gibi kendi eksenimiz etrafında dönüş yaparız yeniden normal durumumuza dönmek için. Bunun için çok çaba gösterir ve yeniden “normal” durumumuza döneriz. Bir çeşit füksasyon’dur (saplanma) bu sanki. Bir bataklığa saplanmış gibi debelenir dururuz, bu durumdan kurtulmak için çok çaba göstermemiz gerekir.
Sosyal medyanın insanı idiotlaştırdığı iddia ediliyor ki, bu bir bakıma doğru. O yüzden bir süreliğine de olsa, sosyal medyadan çıkıp, kişi başkaların değil, kendi gözüyle kendisine bakınca kendi gerçekliğini görme şansı da artıyor.
Kişisel ilişkiler, insanlara yalnızca başka bir kişiyi tanıma fırsatı vermekle kalmaz, kişinin kendisini tanıması ve kendi davranışlarını ölçebilmesinin olanaklarını da beraberinde getirir. İkili ilişkilerin en önemli özelliği de budur.
Gerçek anlamda muhalif ve entelektūel olmak, her rejimde, her koşulda, her tūrlū sisteme, herkese ve her şeye karşı olmaktır. Tek bir ölçū vardır: tek tek her bireyin ve sonuçta geniş kitlelerin özgūrlūǧū… Her tūrlū iktidar yozlaştırır. Öyleyse gerçek muhalif her tūrlū iktidarı reddeden, Bakunin’in deyimiyle bir özgūrlūk aşıǧıdır. İktidar ona boyun eǧeni de, ona sahip olanı da bitirir. Her tūrlū iktidar özgūrlūǧūn karşıtıdır. Çūnkū özgūrlūk ertelenemez, hemen şimdi ve burada olmuyorsa, gelecekte de olmaz. Özgūrlūk vaat edilemez. Özgūrlūk şimdi ve burada olmalıdır, her tūr koşulda yūrekte ve kafada… Le Guin’den esinlenirsek şöyle diyebiliriz: özgūrlūǧū elde edemezsiniz, özgūrlūk olabilirsiniz ancak’. Bir iktidara karşı çıkarken, bunu diǧer bir iktidara sahip olmak adına deǧil, gerçekten özgūrleşmek adına yapmalı…
Oklarıyla, yaylarıyla tankların tüfeklerin polis ve askerlerin, aç gözlü kaçak ağaç kesicisi şirket ve kişilerin karşısına dikiliyor; özgür yaşam geleneklerini canları pahasına savunuyorlar.
Öyleyse hepimiz kendi hayatlarımızı öldüren katillerden başka bir şey değiliz. Hem de en ucuz biçimde işliyoruz bu cinayeti. Ve taammüden işlediğimiz bu cinayet bir ömür boyu sürüyor.
İçinde yaşadığımız toplumlarda, sistemde, ikili ilişkiler bozuldu, sahteleşti, insanlar kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmüyorlar. Yarış atı gibiler, herkes her konuda herkesle yarışıyor. Kuşatılmışlık egemen. Onlar gibi olmak istemiyorum. Kimseyle yarışmak istemiyorum. Kendim olmak istiyorum. Sahte, çıkara dayanan yüz ilişkim olacağına birkaç dostum olsun yeter bana. İkili ilişkilerimiz cam bir bardak gibi avcumuzda kırıldı ve avcumuzu kesip kanatıyorlar.