Sem imagem

Güneşe Sıkılmış Bir Kurşundur 21 Mayıs

11/05/2018 Erol Anar 0

21 Mayıs bitmeyen bir mumdur, eridikçe, damlaları yaralı yüreklerin üzerine düştükçe acı verir, ama aynı anda karanlık bir geçmişi aydınlatarak geleceğe taşır.
Tarihte, işgalci ordular ile direnen halkların, işgal edilen ülkelerin direniş kuvvetleri her zaman farklıdır. İşgal eden, aslında inanmaz yaptıǧına, çünkü başkasının topraǧındadır ve haksızdır. Bu yüzden Kızılderili şefin dediği gibi, işgalciler yıldızların arasında yolculuǧa başladıklarında asla geri dőnmezler. Fakat direnişçiler her zaman őldükleri toprakta kalırlar. Bu sonsuza kadar süren bir gezinmedir. Çünkü őlüm bile, direnen insanı kendi toprağından ayıramaz. 
Şimdi orada Karadeniz kıyılarından başlayarak, Çerkesya’nın uçsuz bucaksız ovalarına, daǧlarına kadar, gőrünmez őlüler yaralı ruhlarıyla geziniyor. Onlar Kuban nehrinin ışıklarıyla yıkanıyor ve vahşi dağ çiçekleriyle gülümsüyorlar güneşe. 

Sem imagem

Kuşatma

11/05/2018 Erol Anar 0

Demek istediğim şu: Sistem  sizin her yandan satın almaya, evcilleştirmeye çalışır. Öfkenizi, küfrünüzü ve donunuzu bile satın almaya çalışır. Bu insani tepkilerinizin tümünü sisteme hizmet için kullandırmaya çalışır. Siz ise havası alınmış bir balon gibi sönüp gider, buruşur ve bir makineye dönüşürsünüz. “Sus” deyince susan, “konuş” deyince konuşan bir robot olursunuz. Bu nedenle en iyisi gelen teklifleri elinizin tersiyle itip, hiç düşünmeksizin “Hayır!” demektir. İşte insani olan, robotlaşmayan, bu insanı tepkinin satılamaz olmasının gerekliliğidir aslında. Ne mutlu küfrünü satmayanlara!

Sem imagem

Entelektüel Olmanın Yeter Şartları

10/05/2018 Erol Anar 0

Ekşi Sözlük’te toplam beş sayfalık mesaj girdilerinden oluşan bir bölüm var adı da şöyle: “Entelektüel gibi görünmenin yeter şartları.”
Yorumlarda entelektüel gibi görünmenin yeter şartları konusunda öne çıkan bazı şeyler şöyle: sakal, uzun saç, … Yardımcı aksesuarlar da var bir edebiyat dergisi, ajanda. çanta gibi…
“-her ortamda açılıp okumaya müsait bir dergi. ama fanzin olur, ama çıkaranın bile adını unuttuğu sahaf işi. komegeç , yazın-lık, mor-art gibi alternatif, kelime oyunu ihtiva edenler güzel olur. kimsenin ne anlama geldiğini bilmediği kâh latince’den kâh grekçe’den ilham alınmış isimler de gider.
-hiç olmuyorsa fotoğrafa , sinemaya merak saldığını belli eden alet ,edevat, yazı,çizi olmalıdır yakında. hiçbir bok bilmiyorsan andrey tarkovski ‘den bahsetmek kafidir, zorda kalırsan. onun zaman algısından, ayna ‘da nereye ne göndermede bulunduğundan bahsetmek iyi olur. nasıl olsa birileri bahsetmiştir.oku.

Sem imagem

Sürü Psikolojisi: Neden Sürüye Katılmayı Tercih Ederiz?

09/05/2018 Erol Anar 2

Sürü psikolojisi ; tabiri 1848’de Amerikan politik sisteminde kullanılmaya başlandı. Dan Rice adında bir palyaço, o zamanlar bando arabası (bandwagon) kullanarak politik turlara katılmıştı. Bando arabası coşkulu müziklerle turlara çıkıyor ve “bandoya katıl” sloganıyla insanların dikkatini çekiyordu. Bu sayede elde ettiği popülerliğinden dolayı, seçimlerde büyük bir başarı kazanmıştır. Bu yüzden İngilizce “Bandwagon Effect” (Bando Arabası Etkisi) olarak tabir edilir.
Psikoloji bilimine göre sürü psikolojisi; bir yığın kurallar ve koşullar dizisiyle temellenmiş belirli inançların, bir grup, topluluk, ülke vs.’nin insanları arasında yayılmasına verilen addır.

Sem imagem

“En Tehlikeli İnsan Tipi Az Anlayan Çok İnanandır”

08/05/2018 Erol Anar 1

Kuran’ın tamamını okumadan Mūslūman, İncil’i okumadan Hristiyan, Marx’ın tek bir kitabını okumadan Marksist, Bakunin’i okumadan anarşist, Nutuk okumadan Kemalist olanlarla dolu bir dūnyada yaşıyoruz. İnançlar, dūşūnceleri belirliyor. İnançlar, dūşūnceden daha gūçlū. Dūnyayı bu yūzyılda bile inançlar yönetiyor ve determine ediyor; gerçeklik değil.
Daha doǧrusu neye inandıǧını bilmeyen insan, en fanatik insan olabiliyor. Çehov’un dediǧi gibi, ‘en tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.’

Sem imagem

Öğrenme Eylemi: Hayatın Sürekli Öğrencisi Olmak

08/05/2018 Erol Anar 2

Öğrenmek için sorgulamak şarttır. Başta kendi düşünce ve inançlarımız olmak üzere her şeyi sorgulayabilmeliyiz. Her kitapta yazılan her bilgi doğru olmayabilir. Kitap okurken, doğruluğu konusunda ikileme düştüğümüz bilgileri internetten araştırmalıyız.
Resmi ideolojiler, kendi resmi tarih anlayışlarını da oluştururlar. Bu anlamda, resmi tarih insanı yanıltır, çünkü nesnel ve doğru değildir. Bu anlamda okurken, resmi ideolojinin tuzaklarına düşmemek gerekir. Hatta “aydın” olarak bilinen resmi tarihçiler vardır. Bunların kitaplarını okurken de, doğruluk bilgisini sorgulamak gerekir.

Sem imagem

Bir Baskı Aracı ve Ideolojik Aygıt Olarak Devlet

07/05/2018 Erol Anar 0

Yine Bakunin ise bunu sahte anayasallığın parlamentarizm oyunu olarak niteler “Devlet ve Anarşi” adlı kitabında.
İnsan ne zaman özgürleşir, iktidar olma, birbirini yönetme ve egemenlik isteği sona erdiğinde, insan gerçekten özgür olma yoluna girecektir. İşte o zaman savaşlar, insanın insan üzerindeki tahakkümü ve çağdaş kölelik de sona erecektir.
İnsan ne zaman özgürleşir, iktidar olma, birbirini yönetme ve egemenlik isteği sona erdiğinde, insan gerçekten özgür olma yoluna girecektir. İşte o zaman savaşlar, insanın insan üzerindeki tahakkümü ve çağdaş kölelik de sona erecektir.

Sem imagem

Herkesin içinde bir Dostoyevski vardır

07/05/2018 Erol Anar 0

Ne kadar güzel bir anlatım değil mi dostum? İnsan ruhunun derinliklerine doğru bir geziye götürüyor bizleri. Oysa insanlara burun kıvırmaktan, onları küçümsemekten, kendimizi üstün görmekten başka ne yapıyoruz söyler misin?
Hep insanları kategorize etmez miyiz: Eğitimliler, eğitimsizler ya da kültürlüler, kültürsüzler diye? Ne kadar saçmadır oysa, kültürsüz kim vardır ki bu yeryüzünde! Kültür, insanın doğaya karşı yarattığı her şey değil midir dostum? Eğitimsiz olarak gördüğümüz insanlardan öğrenecek bir şey yoktur bize göre, onları dinlemeye değmez bile. Eğitimlilerle ise kıyasıya bir sidik yarışına girer, kendimizi kanıtlamaya çalışırız.

Sem imagem

Ben Kendi Cehennemime Odun Taşıyorum

06/05/2018 Erol Anar 0

Görünmez duvarlar örerler, bu insanlar önümüze. Bu nedenle, hayatımız boyunca istediklerimizi yapamaz, istemediklerimizi yaparız. Bir şey yapacağımızda önce düşünür, çevremizdeki insanların tepkisini ölçmeye çalışırız. Çevremiz istediği için evlenir, onlar istediği için çocuk yaparız. Böylece çoğunlukla yapacaklarımızı gerçekleştiremeyiz. Bu nedenle hayatımız bir pişmanlıklar manzumesidir. Böyle yaparak, aslında kendi cehennemimize odun taşırız.

Sem imagem

“Hiçbir şey Gerçek Değilse, Her şeye İzin Verilmiştir”

05/05/2018 Erol Anar 0

Burada gerçek kavramı, toplumun hafızasında sanal gerçeklik ile yer değiştirmiştir. Daha doğrusu sisteme göre toplumun hafızası yoktur, tek tek bireylerin de… O hafızayı, sistemin kendisi oluşturur. Buna göre, gerçek olan tek şey sistemin kendisidir, bireyler bir vida işlevi bile görmezler bu anlayışa göre.
Sahi kendi gerçekliğimizi mi yaşıyoruz, yoksa simulakr bir dünyada mıyız?