Sem imagem

Tarihselliği Bağlamında Türk Aydını ve Toplumuna Özet Bir Bakış

25/06/2018 Erol Anar 1

“Batı”da aydınlanma, burjuvazinin ve onun aydınlarının önderliğinde ezilen sınıfların aşağıdan yukarıya taleplerinin sonucu devrimlerle gerçekleşmiştir. Aydınlanma, çok boyutlu bir olgudur; siyasal, toplumsal, sanatsal, edebi, kültürel, bilimsel, köklü dönüşümlere yol açan boyutları vardır. Türkiye bu anlamda çok boyutlu bir aydınlanma yaşamamış, evrensel ölçekte entelektürel yetiştirememiştir. Yukarıdan aşağıya yapılan reformlar da, özellikle kırsal kesim tarafından içselleştirilemedi.

Sem imagem

Sokrates’in Bastonu (III)

24/06/2018 Erol Anar 0

Sınırların önemi ortadan kalkıyor deniliyor. Ama yine de, ben buna en azından bugün için pek ihtimal vermiyorum. Avrupa Birliği (AB) içinde, her geçen gün ekonomik problemlerin yanısıra kültürel çatışma ve problemler de büyüyor. Ayrıca AB, kendi içinde yeniden sınırların korunması ve denetlenmesini tartışıyor. Son olarak İngiltere’de AB karşıtı parti yüzde 14 oy aldı. Kapitalizmin var olan krizinin daha da büyümesi ile, AB’nin daǧılması sürpriz olmaz.

Sem imagem

Sokrates’in Bastonu (II)

24/06/2018 Erol Anar 0

Türkiye’de iken ünlü Brezilyalı yazar Jorge Amado’nun bir kitabını okumuştum: “Amerika’nın Türkler Tarafından Keşfi” Tabii burada yazarın “Türk” olarak nitelediǧi topluluk, aslında Araplardan başkası değil. Brezilya’daki Araplar, müslüman ve hristiyanlar olarak ikiye ayrılıyorlar. Müslüman ve hristiyan Arapların, genelde birbirleri ile ilişkisi yok, birbirlerinden hoşlanmıyorlar. Yani burada din faktörü, ulus faktörünün önüne geçmiş durumda.

Sem imagem

Sokrates’in Bastonu (I)

24/06/2018 Erol Anar 0

Halkların, etnik, dinsel grup ve azınlıkların kendi kültürlerini yaşamaları ve kendi ana dillerinde eğitim yapmaları o ülkeye yalnızca zenginlik katar. “Bir ülkede birden fazla resmi dil olmaz.” diyenlere de şunu sőyleyeceğim: Őrnegin Bolivya’da 32 resmi dil vardır.

Sem imagem

İnsanların Arasında

23/06/2018 Erol Anar 0

Artık herkes birbirini tanıyordu. Çok ilginç ve renkli bir grup olmuştuk. Şöyle bir baktım. Dört kıtadan beş insandık ve üç farklı dilde anlaşıyorduk. Biraz Kanada’nın soğuğundan, Avrupa’daki ırkçılıktan, Brezilya’daki renkli hayattan söz ettik. Her biri bir umudu taşıyordu.

Sem imagem

Tarihe ve aşka dair düşler (X)

22/06/2018 Erol Anar 0

Sonra o kırılgan Kuzey tanrıları gibi, İdun’un altın elmalarını arar gibi senden en küçük bi iz bulmak için gençliğimi bu yolda gözümü kırpmadan harcamayı dilerdim. Sonra altın elmalara ulaşamadan gençliğini yitirmiş bir tanrı gibi çok yorgunmuş gibi yere uzanıp sonsuz ve kesintisiz bir uykuya dalıp bir daha hiç uyanmamayı dilerdim.

Sem imagem

Tarihe ve Aşka Dair Düşler (IX)

22/06/2018 Erol Anar 0

Sonra yüreği yaralı Felix’in Madame de Mortsauf’a yazdığı mektuplar gibi, sana bir yığın mektup yazmayı ve aşkımı anlatmayı isterdim. “Vadideki Zambak” adını verdiğim sana, platonik aşkımı bir acı çiçegi gibi sunar ve karşılık beklemeden seni sevmeyi dilerdim. Sonra acılar içinde ölen, zambaktan ve ölümcül güzellikteki vadiden uzaklaşır ve anlamsız hayatımı boş işlere adardım.

Sem imagem

Tarihe ve Aşka Dair Düşler (VIII)

22/06/2018 Erol Anar 0

Oradan sonra düşüncelerle dolu ilerlerken, yine bir köşede karşılaştığım Theokritos’tan pastoral şiirler dinlemeyi arzu ederdim. 

Daha sonra bahçenin gizli bir köşesinde “hüzün beyitlerinin hocası” olarak bilinen Ovidius’tan sana olan aşkımı anlatan en hüzünlü siirini benim için yazmasını dilerdim. Ve onun “Metamorfozlar” adlı yapıtını kutsal bir emanetmiş gibi, seni buluncaya dek yanımda taşımayı isterdim: kutsal, okunmuş bir tuz ya da ekmek gibi. 

Sem imagem

Tarihe ve Aşka Dair Düşler (VII)

22/06/2018 Erol Anar 0

Sonra o gizli felsefe bahçelerinde gözleri uzaklara dalmış düşünen Descartes ile karşılaşmayı arzu ederdim. “Varlığımın amacı ne: Mutluluk.” diyen ona, şöyle demeyi isterdim: Varlığımın amacı aşkımdır. Ve tıpkı onun yaptığı gibi, bir eve benzeyen aşkımızı yıkar ve sonra yeniden yapardım.

Sem imagem

Tarihe ve Aşka Dair Düşler (VI)

22/06/2018 Erol Anar 0

Kolombiya’da Aracata’da Garcia Marquez’in doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği nehir kasabasında seninle karşılaşmayı isterdim.

Bir hazine gibi taşıdığımız yalnızlığımızın ağır yükü sırtımızda “Yüzyıllık Yalnızlık”ın geçtiği sokaklarda seninle elele yürümeyi, ve aşk ve yalnızlığın muhteşem karışımından doğan büyülü duygusunu tatmayı arzu ederdim.