İşte buna da aidiyet neden olur. Bazı insanlar, uluslar vs… bazı toprakların, yerlerin, bölgelerin kendilerine ait olduklarını düşünürler. Aynı ülke içinde bile bu böyledir, aynı ulusta bile. Oysa yeryüzü hiçbir ulusa ait değildir, olmamalıdır; o ne de insanlığa aittir o sadece. O evrenin bir parçası olarak bütün canlıların, doğa içinde özgür ve barış içerisinde, aidiyetleri bir kenarara bırakak yaşabileceği bir yerdir özünde. Ama işte uluslar, devletler, ideolojiler, dinler vs… aidiyetlerimiz dünyayı yaşanır bir yer olmaktan çıkarır. Bakınız tarihe bütün savaşların nedeni bu saydığım aidiyetler ve başkalarıdır.
Category: Felsefe
Gece Notları: Özgürlük Nedir Bilir misin; Önce Mahalleden Çıkmaktır
Derler ki “Tek başınıza kalmayı göze alamadığınız sürece gerçeğe ulaşamazsınız.” Bu gerçekten doğru. Devlet baskısından bile daha güçlü bir olgudur “mahalle başkısı.” Ben bunu yıllar önce gördüm. Ve “mahalleden” çıkmadığın sürece, gerçeğe giden yola da giremeyeceğini de. Hiçbir mahalleye mensup olmamaktır özgürlük. Hele bir yazar için bu vazgeçilmezdir bence. Çünkü tek kriterin gerçek, hakikat oluyor; gerçek ve özgürlük.
Varoluşsal Birkaç Not
İktidar, kariyer ve paranın peşinde koşar çoğu insan. Kumu ellerine alıp Pessoa’nın dediği gibi onu altın tozuymuş gibi düşünürler iktidar, para ve kariyer peşinde koşarken. Ama bir gün gelir ki, ellerindekinin sadece kum olduğunu görürler kaçınılmaz olarak. Neyi elde ederlerse etsinler, elleri boş kalacaktır sonunda, kaçınılmaz sondur bu. İşte size boşa harcanmış hayatlar. Bir hiç için harcanmış, kuma adanmış hayatlar.
Gerçeğe ve Hakikate Giden Yol Reddetme Kültürüyle Başlar
Bir şeyleri reddetme eğilimi çocukluğumdan bu yana benim bir özelligim oldu. Bana dayatılan herhangi bir şeyi mahalle, devlet, ya da başka güçlerin baskısıyla kabul etmem mümkün değil. Ben kendim özgürce seçmeliyim kendi düşüncelerimi. İnsanı başkalarından farklı kılan kendi öz kimliğine yaklaştıran düşünce ve eylem, önce her şeyi ve herkesi reddetme kültürü ile başlıyor.
Bana Kendi İnancını, İdeolojini, Düşünceni Dayatma!
Bana ne senin neye inandığından, ne düşündüğünden. Ne düşünürsen düşün, kime taparsan tap, neye ibadet edersen et, hangi ideolojiye inanırsan inan, neyi kutlarsan kutla, neye ağlarsan ağla; ama bana dayatma bütün bunları. Kendi dünyanda istediğini yap, istediğini yaşa benim dünyamın sınırlarını çiğneme. Çünkü benim dünyam yalnızca bana aittir. Ben bir başkasının kölesi değilim, kendi dünyamı çiğnetmem.
Hiçbir şey ve Hiç Kimse Benden Yukarıda Değildir
Özgür olduğumuzu, özgürlük için mücadele ettiğimizi düşünürüz hep. Oysa herkesten daha tutsağızdır belki de. Bunu hiç sorgulayamayız. Kendimize bir değer biçer, bir düşünce şablonunun içinde gezinir kısır bir döngüde dolaşırız. Bu kısır döngünün içinde hiçbir özgün üretim yoktur. Sadece başkalarının bize empoze ettiği simge ve değerleri tekrarlamaktan ibarettir.
Hep Göçebeyim Ben Hep Yersiz Yurtsuz
Eğer uzak bir yıldızdan gelip burada birleşmişse atomlarım, zaten ben hiçbir yere ait değilim ve doğuştan yersiz yurtsuzum demektir. Atomlarımın hangi yıldızlardan geldiğini bilmiyorum, neden burada bütünleştiğini de. Ama bu yersiz yurtsuzlukla mutluyum ben.
İçerideki Pencere
Ama ne yazık ki çoğu insan içe değil, dışa dönük yaşar. İçinde bir pencere olduğunun, hatta bir iç dünyası olduğunun bile farkında değildir. Bir filmden
Gerçeğin ve Hakikatin Yolunda
Peki herkes farklı düşünürse nerede ve nasıl birleşebiliriz? Bence birleşebileceğimiz tek nokta özgürlük noktasıdır. Herkes bir diğerinin özgürlüğüne saygı gösterdiğinde, aslında kendi özgürlüğünü de garanti etmiş olur. Eşitlik içeren özgürlüktür bizi biraraya getirebilecek tek şey. Çünkü o dayatmaz, köleleştirmez ve ileriye götürür.
Özgürlüğün Çağrısı
Özgürlük altından değerli, elmastan daha parlaktır. O yalnız kendisini değil, çevresini de aydınlatır ona sahip olan canlıda. Jack London’ın “Vahşetin Çağrısı” adlı kitabında evcilleştirilmiş; ama