Bir Zamanlar Samsun’da (2)

19/03/2019 Erol Anar 0

Ben tabi o zaman enerji ve düşüncelerle doluyum. Yazmaya henüz başlamamıştım. Karikatür, müzik ve resimle uğraşıyordum. Cezaevlerine ziyarete gidip geliyordum. Ve sürekli bir şeyler yapma, etkinlikler düzenleme ile ilgili düşüncelerim vardı kafamda.

Edebiyatın İşlevi Nedir?

17/03/2019 Erol Anar 0

Edebiyat bilinçli bir birey yaratabilir mi? İşte bu toplumsalcı edebiyat anlayışının ana konusu oldu yıllarca ki, bireyi edebiyat aracılığıyla bilinçli bir varlığa dönüştürmek yanlış bir yöntemdir ve işe yaramaz. Bence edebiyat bilinçli bir birey yaratamaz; edebiyatın işlevi bu değildir. Edebiyat ideolojinin basit bir parçası, bir propaganda malzemesi de değildir. Dolayısıyla edebiyat bilinçli bir birey yaratamaz, ama belki bireyde bazı duyarlılıklar oluşumasına yardımcı olabilir. Bunu da bir misyon yüklenmeden, zorlanmadan kendi doğallığı içinde yapabilir. Ayrıca bu bilinç nedir diye düşünebiliriz, hangi bilinci yaratmak istiyoruz, nasıl bir bilinç olacaktır bu? Bence edebiyatın işlevi bilinçli bir birey yaratmak değildir. Bu yüzden edebiyatta Çernişevski’yi değil, Dostoyevski’yi tercih ederim.

İnsan İnsanı Eksiltiyor

15/03/2019 Erol Anar 1

Bazı gerçekleri çok sonraları fark edersin, insanların birbirlerini tamamlamadıkları, aksine eksilttikleri gerçeği gibi şeyleri. Ama eksikliklerini fark ettiğinde, bunun iyi ya da kötünün üzerinde gerçek olduğunu anlarsın. Birbirini tamamlamak da gerekmez belki,  ama ne kadar az eksiltirse bir diğerini o kadar belki iyidir. Çünkü insan kendisini bile tamamlayamıyor gerçek anlamda. Eksik gidiyor birçok insan, kendini tanımıyor, sorgulamıyor ve belki kapasitesinin yüzde 10’u çapında bir hayat sürerek ölüp gidiyor.

Bir Zamanlar Samsun’da

14/03/2019 Erol Anar 0

Samsun’a geldiğimde karikatür ile uğraşmaya devam ettim ve bir sergi açmak istedim. Samsun Fuarı’nın açılması yakındı, gidip fuar yetkilileri ile konuştuk, fuardan bir dükkân kiraladım ve orada karikatür sergisi açmaya karar verdim. Bu amaçla bazı karikatür ve çizimlerimi kartpostal olarak siyahbeyaz matbaada bastırdım.  Böylece fuar başlamadan hemen önce Paşa ve Şamil’in yardımıyla karikatür sergimi hazırladık. Açılışı da fuarla birlikte başlayacaktı. Özel bir açılış yapmayacaktık. Böylece Fuarın açıldığı ilk gün sergi de başlamış oldu. Bir arkadaşımız da Çorum’dan gelmişti.

Yakın Geleceğe Bir Bakış

13/03/2019 Erol Anar 0

Bugünkü teknoloji ile insan klonlamak olası. Bazı ülkelerin ise, gizlice insan klonlayarajk bunun üzerinde deney yaptığını düşünen bilim insanlarının sayısı da az değil. Çünkü insan ve hayvan klonlamak gelecekte birçok değişikliğe yol açabilecek bir uygulamadır toplumsal sistem içerisinde.

Sanal Anılar Sanal Hayatlar

12/03/2019 Erol Anar 0

Beynimize ise sahte, yalan ve içiboş düşünceler yerleştiriyoruz ve kendimizi bunlara inandırıyoruz. Örneğin geçmişte gerçekleşen bir olay eğer ideolojimize aykırı ise, o olayın üzerini örtüyoruz zihnimizde ya da değiştiriyoruz. Olmadı reddediyoruz. Böylelikle aynen sahte anı oluşturur gibi sahte düşünceler, gerçeklikten kopuk düşünceler oluşturuyoruz. Eğer bunu yapmaz isek, ideoloji ya da inancımızın bir anlamı olmayacağını düşünüyoruz. Yani kendimizi yaşama ya da gerçekliğe değil, gerçekliği ve yaşamı kendi düşüncelerimize uyduruyoruz orasından burasından keserek. Aynen Procrustes’in yatağı gibi.

Bana Bir Masal Anlatanın Kırk Yıl Kölesi Olurum

11/03/2019 Erol Anar 0

Bir masal anlat bana. İçinde yedi ülkenin hazinelerinin bulunduğu büyülü mağaralar olsun. O mağaralarda parlayan elmaslar gibi sonsuz sevgiyi arayalım. Sonra yeraltındaki bin bir tehlikenin kol gezdiği göllerde yolculuk yapalım. Altın elmalar bahçesini arayalım. Hayatı arayalım, aşkı, kendimizi…
Hayatımız mı? Bir varmış, bir yokmuş…
Sevgiyle kal.

Foucault Bağlamında İktidar İlişkilerine Bir Bakış

11/03/2019 Erol Anar 0

Peki Foucault’nun sorduğu şekliyle eğer devlet işgal edilmek yerine ortadan kaldırılsaydı iktidar mekanizmaları ortadan kaldırılmış mı olacaktı? Kuşkusuz devletin ortadan kaldırılması birçok sorunu da çözecekti. Ama yeterli olmayacaktı. Aileden bütün kurumlara kadar egemen olan iktidar mekanizmalarını sorgulamak ve onlarla mücadele etmek gerekecekti. Bu noktada belki Foucault’nun önem verdiği hakikat siyasetini oluşturmanın olanakları zorlanacaktı. İktidar o kadar geniştir ki, adeta her ilişki ilişkiye, en küçük birimlere kadar sızmıştır. Kuşkusuz devleti, hiyerarşiyi, disiplin mekanizmalarını kaldırarak ve bunların yerine sivil örgütlenmeler koyarak, toplumu örgütleyerek ve kendi kendisini yönetmesini sağlayarak sorunların bir bölümünü, önemli bir kısmını çözmüş olacaksınız. Fakat mikroiktidarların da çözülmesi için çok daha kapsamlı bir sürekli mücadeleye ve yeni bir hakikat siyasetine ihtiyaç vardır.

Makine İnsanı Yutacak mı?

10/03/2019 Erol Anar 0

Bu noktada “sanal dünya ile gerçek dünyanın beraber işler hale getirilmesi” hedefine bakarsak, daha önce yazdığım gibi sanal ile gerçek dünyanın birbirine karışacağı, sınırların daha belirsiz hale geleceği öngörülebilir. İnsan giderek tekilleşecektir kaçınılmaz olarak. Makineleşmek, yani robotlaşmak kaçınılmazdır. Yapay zekâ giderek topluma egemen olacak ve bir nokta geldiğinde artık insan yapay zekâyı değil, yapay zekâ insanı domine edecektir. “Yaşlanan nüfusa çözüm geliştirme” hedefi ise giderek süperinsanlaşmaya ve insan vücuduna beynine müdahale etmeye kadar uzanacaktır. Belki de ölümsüzlüğe kadar. Geleceğin bireyi bir insan olmayabilir, toplumu da bugünkü toplumdan çok farklı olacaktır.

En Ağır Yükümdür Sırtımdaki Hiçliğim

08/03/2019 Erol Anar 2

Sartre’ın dediği gibiyse, yani hiçlik varlığını varlıktan alıyorsa, biz aynı zamanda hiçliği taşıyoruz bünyemizde demektir. Varlığımızla hiçliğe neden oluyoruz anlamına gelir bu. Yüzeyimizde taşıdığımız bu hiçlik ve varlık aynı anda bütünseldir, birbirlerini tamamlar ya da eksiltirler.

Eğer bir kez doğan bir daha ölmeyecekse ki, -Paralel Evrenler teorisinden benim anladığım budur, çünkü olasılık sonsuzdur-, sonsuza kadar kaç kez kopyamızın, eşbenliğimizin oluşacağını bilemeyiz. Sonsuz sayıda ben olabilir başka Evrenler’de. O zaman varlığımız ve de ‘varlığımızın yüzeyinde taşıdığımız hiçliğimiz’ sonsuzdur diyebilir miyiz?