Anlamı, siyasal iktidar makinesi güçsüzlüğe tahammül edemez. Güçsüz kalındığı anda liderin yerine birçok kişi talip olur. Hem de en yakınındaki insanlardan başlayarak. İktidar makinesi böyle işler. Burada sadakat, merhamet ve vicdan, ahlâk gibi duygu ve kurallara yer yoktur. Her şey mübahtır onu ele geçirmek için. Bu makineyi ele geçirmek için yıllarca omuz omuza aynı dünya görüşü çerçevesinde savaşan insanlar, bir anda düşman kesilirler birbirlerine.
O zaman şöyle düşünebiliriz, bir yapıtı ya da herhangi bir objeyi, birisinin ne zaman hangi koşullarda ve nasıl ürettiği, yorumladığı değil, o kişinin içinde bulunduğu durum önemlidir. Eğer Picasso hiç tanınmamış bir ressam olsaydı, o garson peçeteyi almayacaktı imzalatarak ondan. Demek ki yapıtın kendisi, sanatçının adının gölgesi altında kalabiliyor ve bazı sanatçılar reddedilmez oluyorlar bu şekilde. Sanatçı böylelikle adını tartışılmaz olana bölgeye taşıyor.
Bir kez kendi iç merdivenine adım atan bir daha asla çıkamaz oradan. Öyle bir iç dünyadır ki yürüdükçe merdiven sayısı artar, yürüdükçe genişleyen sonsuz bir dünya içimizdedir işte. Asıl olan onu keşfetmektir.
Yaşadığı dönemde çok etkili ve ünlü bir filozoftu. Hatta Albert Einstein, “Büyük düşünürler her zaman orta zekâlı insanlardan şiddetli muhalefet görmüşlerdir.” sözünü Russell’ı desteklemek için yazdığı mektupta kullanmıştır. Okunması ve anlaşılması gereken önemli çağdaş filozoflardan birisidir Russell.
Bireyci anarşizm özellikle Batı Avrupa’da Bookchin”in “yaşam tarzı anarşizm” olarak nitelediği şekliyle yaygındı, bugün de yaygındır. Ancak bireyci anarşizm sistem içinde kalır ve bireysel kaygılar dışında bir kaygısı yoktur çoğunlukla. Ancak toplumsal anarşizm (kendi içindeki farklı düşüncelerle birlikte) yaşam tarzı anarşizm değildir Anarşizm Nedir
Seni iyi tanıyorum ve anlıyorum. Sana nasıl olduğunu anlatacağım Küçük Adam, çünkü büyük bir geleceğin olduğuna içtenlikle inanıyorum. Gelecek, senindir, buna hiç kuşku yoktur. Öyleyse gel, her şeyden önce kendine bak bir.
Gogol’un gerici görüşleri Belinski’yi çok sinirlendiriyor ve yazdıklarına çok değer verdiği bu yazarı şaşkınlıkla izliyordu. Sonradan Dostoyevski de aynı gerici görüşlerin esiri olacaktı Sibirya’dan hapishaneden döndükten sonra. Hatta Çar’a mektup yazacak onu yüceltecekti. Aynı Gogol’ün yaptığı gibi.
Anarşizm denildiğinde halkın zihninde yüzlerce yıldır yapılan manipülasyon nedeniyle “kana susamış, terörist, bombacı” bir prototip canlanır. Devletlerin manipülasyonu sonucu halkın büyük bölümünün zihninde böyle canlanır anarşist. 19 yüzyıl sonlarında bazı anarşistler böyle bir suikastçı yöntemi kullandılar. Ama bu yöntem bence yanlıştı ve özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra terk edildi.
Asla yapmam dediğimiz şeyleri yaparken, bunun ne kadar doğal olduğunu da ister istemez içselleştiriyoruz. İşte hayattan öğrendiğim, en azından öğrenmeye çalıştığım en önemli derslerden birisi bu: Gereksiz yere , laf olsun diye konuşma ve büyük laflar etme. Laf edeceksen de bir yanılma payı bırak her zaman. Asla yapmam yerine, yapmak istemiyorum diyebiliriz örneğin. İkisi birbirinden çok farklıdır.