Her Vagonu Ayrı Bir Yöne Giden Tren
Şimdi hâlâ Havza istasyonunda yürüyen bir çocuğum ben, aynı zamanda da çok uzaklardayım Geçenlerde burada yayınladığım “Aşağı Mahalle” adlı henüz yayınlamadığım kitabımdan “Demiryolu Çocukları” başlıklı […]
Şimdi hâlâ Havza istasyonunda yürüyen bir çocuğum ben, aynı zamanda da çok uzaklardayım Geçenlerde burada yayınladığım “Aşağı Mahalle” adlı henüz yayınlamadığım kitabımdan “Demiryolu Çocukları” başlıklı […]
Ekonomik olarak çalışmaya zorunlu değilseniz, kariyer ya da iktidar vb… gibi arzularınızın peşinde gitmeyi şimdi, şu anda bırakmanızı öneririm. Çünkü bunların yolunda harcadığınız her dakika, kendi hayatınızdan çalınmıştır. ‘Şunu da kazanayım bırakacağım, şu noktaya geleyim çalışmayı bırakacağım’ gibi boş avuntularla kendinizi kandırmaktan vazgeçin. İnsan sadece kendine aittir, ama ne yazık ki sen henüz kendine ait değilsin.
İnsan kendisi bir dağ olduğunda, artık yıkılmayacaktır o. Tek başına ayaktadır kişilere, topluma, devletlere, sisteme karşı ayakta. Ve sırtını hiçbir yere dayama gereği duymayacaktır. Çünkü dağ yalnızca kendi sırtına yaslanır. O gücünü yalnızca kendisinden alır.
Doğduğum mahallenin arkasındaki ırmağın adı bile “Tersakan” idi. Kurallara, hiyerarşiye, yasalara, otoritelere uymamaya çalıştım elimden geldiğince hep. Bu yüzden birçok kez de yargılandım. Bu terslikten dolayı bir partiye, siyasal örgüte de girmedim. Çünkü disiplin ve emir altına girmek bana uymuyordu.
Bütün düşüncelerimi tek başıma, kendi kendime ve yıllar içinde okuyarak, araştırarak, sorgulayarak oluşturdum. Geldiğim noktadaki düşüncelerim size uymayabilir. Bana göre “doğru, gerçek” size göre “doğru ve gerçek” olmayabilir. Ya da tam tersi. Sizin “gerçek ve doğru”nuz bana uymayabilir. Bu nedenle kimseyi kendi inandıklarıma ikna etme çabasına girmiyorum. Herkes istediğine özgürce inansın.
Hiç kimseyi büyütmeye, yukarıya koymaya değmez. Ben bunu öğrendim hayatım boyunca. Ayrıca şunu da: Birisi yukarıya koyarsa bundan kork, çünkü her an aşağıya da koyabilir. Onun için hiç kimsenin beni yukarıya koymasını istemem. Ne yukarıya, ne aşağıya; bulunduğum yere ait olmak isterim sadece.
“Gerçek detaylarda gizlidir.” derler. Ben de düşünüyorum ki, hayat da belki nüanslarda gizli. Ne kadar nüansı keşfedersek hayatın içinde o kadar çok mutlu olabiliriz belki.
Başkalarına yapılan haksızlıklara, gözü dönmüş şiddete çifte standartsız, ve kıyaslamadan yaklaştığımızda ve karşı çıktığımızda, – hatta bu bir insan değil, bir ağaç, ya da bir hayvan olsa bile- işte o zaman adaletli olmaya da yaklaşmış olacağız.
Başkalarını yargılamaktan ve kendimize olmayan nitelikler bağışlamaktan başka bir şey yapmıyoruz. Hiç olmazsa başkalarını yargılarken kendimi de ayırmıyor, işin içine katıyorum. Kendime başkalarından daha yüksekte bir yer biçmiyorum asla. Kimseden yüksekte, ya da daha iyi değilim. Sadece kendim olmaya çalışıyorum eksiklerimle, çelişkilerimle ve yanlışlarımla, hatalarımla birlikte.
Evet totalitarizm, aşırı sağ, faşizm, ırkçılık, dinci radikalizm, fanatizm dünyada giderek yükseliyor. Devletler teknolojiyi artık iktidarın bir aracı, bir kontrol ve iktidar mekanizması olarak kullanıyorlar. İktidar artık dışsal bir etken olmaktan çok, – Foucault’nun tezinde olduğu gibi- insanın direkt olarak bedeninde, beyninde şekilleniyor.
Copyright © 2026 | WordPress Theme by MH Themes