Bütün Çerçeveleri Atalım Bizi Sınırlayan

 

Bazen kendi kendini hapseder ve bir sonsuz zaman kadar seni sınırlayan sistemin, tabuların, yasaların, kuralların sınırları içinde kalırsın. Üstelik seni sınırlayan, kendine hapseden çerçeveyi de kendi ellerinle taşırsın. Artık hiçbir gardiyanın, gözetçinin seni beklemesine gerek kalmamıştır. Sistem seni, kendi gardiyanına dönüştürmüştür.

Artık tek tek bireylerin, Foucault’nun sözünü ettiği “görünmez göz” tarafından izlenmesine bile gerek kalmamıştır. Sistem bireyi dönüştürmüştür, birey  artık kendi kendini gözetlemektedir.

Bir süre sonra artık birey onu sınırlayan hegemonyaya alışır ve artık o çerçevenin içinden çıkmak düşüncesi hiç aklına gelmez. Çünkü çerçevenin içinden çıkmak risklidir, bunu bilir. Sistem çerçevenin içinden çıkanlara acımaz, onları yargılar ve yeniden o çerçevenin içine sokmaya çalışır. Resmi ideolojinin egemen olduğu sistemlerde ise o çerçeve çok daha dardır.

Artık bireyin kendisi bizzat çerçeveye dönüşmüştür, postmodern görünmeyen bir çerçevedir bu, birey asla o görünmez çerçevenin dışına adım atmak istemez. İsteyenler ise risk almışlardır. Ve risk alanlar daima az sayıdadırlar, ama tarihin gidişatını da onlar belirlerler.

Bütün çerçeveleri atalım bizi sınırlayan ve özgürlüğe açılalım. Hep birlikte, birbirimizin özgürlüğüne saygı duyarak ve onu çoğaltarak.

 

Erol Anar

19 Haziran 2018

Paraná-Brezilya