Ateşten korkanlar vardır. Ateşi uzaktan seyredenler, ondan kaçanlar… Bir de ateşi tutanlar vardır. Onlar yalnızca bilinçli bir tercihle tereddütsüz ateşi avuçlarlar. Ve onlar avuçlarını yakan ateşi, toplumsal direnişleri tutuşturan yangınlara dönüştürmeyi iyi bilirler.
Sparta’da “Apella” adı verilen meclislerin üyesi Ephorlar, her yıl köle Helotlar’a savaş ilan ediyorlardı. Sparta’da devlete bağlı Krypitia (gizli örgüt), Helotları acımasızca öldürüyordu. İ.Ö. 464 yılında Helot isyanlarının en büyüğü gerçekleşiyor ve Sparta yönetimi azat edilme vaadiyle 2 bin Helot’u katlediyordu.
Yayınevinin “denetimi”nden geçerek matbaaya ulaşmayı başarmış bir kitap bu kez de matbaacının denetimine takılabiliyor. Çoğu matbaacı da “sakıncalı” yazarların “sakıncalı” görüşlerini içeren yapıtlarını basmayı reddedebiliyor. Kimi zaman matbaacılar da büyük boyutlara ulaşan para cezalarıyla karşılaşabiliyor.
İnsan haklarının bir sınırı var mıdır? İnsan haklarının bir sınırı olduğunu söyleyemeyiz bence. Çünkü insan ve onun düşünsel gelişimi sınırsızdır. Eğer bu böyleyse insan hakları kavramı da sınırsız olmalı ve devamlı değişim ve gelişime açıktır. Bu, insanlığın gelişimiyle paraleldir aynı zamanda.
Burada denge şudur birey isteğini yapar, istemediğini yapmazken: Bir başkasını olumsuz olarak etkilemeyecek her tür eylemi yapma hakkına sahiptir. Toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi için zorlanamaz. Yerine getirmezse toplumsal sorumluluğunu, o zaman kendi sorumluğunu kendi taşımak zorundadır.
1793 Fransası’nda “terör dönemi” olarak adlandırılan Jakobenlerin iktidarı döneminde, ihtilalci önderlerin ve diğer bazı insanların kafaları bir bir giyotinden aşağıya düşerken halk arasında şöyle deniliyordu: “İhtilal evlatlarını yedi.”
İnsanın özgürlüğünü başat olarak ele alıp bu özgürlük üzerinden bireyi diğer bireylerle ya da toplumla uyum içinde yaşamaya giden yolu açar; burada bir ölçüde kaos var mıdır, vardır. Çünkü yarına ilişkin çok fazla önermede bulunmaz. Hayatın dinamizminde bir kaos vardır, ama bu demek değildir ki anarşizm düzensizliktir. Aksine olabilecek en düzenli toplumdur.
Bu tip olaylar her kasabada yaşanan olaylardandır ve küçük kasabada bir şeyin duyulma olasılığı çok daha fazladır. Kulaktan kulağa yayılır bu tür olaylar, sonunda duymayan kalmaz.
Bu nedenle insanları kendi inandıklarıma, gerçeklerime ikna etmekten vazgeçeli çok zaman oldu. Ben yalnızca kendi fikrimi ortaya koyuyorum, insanlar neye inanırlarsa inansınlar, kendimi yıpratmıyorum. Etkilenen zaten etkilenir. Dolayısıyla sadece kendi fikirlerimi ifade etmekten sorumluyum, insanların neye inandıklarından değil.
Haddim olmayarak söylüyorum, siz siz olun özgürlük için savaşın isterseniz, ama özgürlüğünüzü kimseye teslim etmeyin. Şu yaşamda ondan değerli hiçbir şey yoktur elinizde. Onun da büyük kısmı kısıtlanmış ve elinizden alınmıştır. Kalanını iyi koruyunuz.