Çiçek Şahin

05/07/2019 Erol Anar 0

O zamanlar Havza’nın yarısını, işte bu Tabutçu Şahin amca gömmüştü. Bıyıkları dudağının kenarından yana ve biraz aşağıya sarkardı. Hep hafif uzamış beyaz sakalları olurdu yüzünde. Ölümü, belki de Havza’da en iyi tanıyan insandı. Omzunda taşıdığı kalın ipi, tabutu taşımak ve bağlamak için kullanırdı. Her gün acılı insanlarla, cenazelerle karşılaştığından dolayı işi gereği, tersine sakin bir insandı. Kolay kolay sinirlenmezdi. Ama Dörtyol’da onu kızdırırlardı bazen.

Düalizmlerin Adamı: Fyodor Dostoyevski

04/07/2019 Erol Anar 0

Yıllardır yaza yaza bitiremediğim bir konu vardır: Fyodor Dostoyevski… Hakkında onlarca, sayfalarca yazı yazmama karşın, hâlâ eksik hissederim kendimi bu konuda. Üzerine yazılmış belli başlı biyografileri okumama rağmen, her seferinde yine de onun hakkında hiçbir şey bilmiyormuşum gibi gelir. O kadar derindir ki, boğulmamak için çaba sarf etmek gerekir. Kitaplarını ikişer üçer kez okumama karşın, her seferinde tekrar tekrar karıştırdığımda yeni şeyler keşfederim. Dinci ve milliyetçi yanını eleştirmekle birlikte, bir romancı olarak onun eşsizliğine, psikolojik derinliğine saygı duyarım. Ona benzeyen hiçbir romancı yaşamamıştır şimdiye dek, insan ruhunun bu kadar derinine inen bir yazar yoktur.

Varoluşçuluk ve Sartre, Dostoyevski, Camus, Kierkegaard’a Dair Birkaç Söz

30/06/2019 Erol Anar 0

“Bir başına bırakıldığımız için varlığımızı biz kendimiz seçeriz. Bırakılmışlık bunaltıyla birlikte yürür. Umutsuzluğa gelince, pek basit bir anlamı vardır bu sözün. O da şudur: Umutsuzluk, “irademize bağlı olan şeylere ya da eylemimize yol açan olasılıklara (ihtimallere) güvenmekle yetineceğiz,” demektir. Gerçekten de insan bir şey istemeye görsün, durmadan olasılık öğeleriyle (unsurlarıyla) karşılaşır.”

Bir Zamanlar Samsun’da (3)

26/06/2019 Erol Anar 0

Serginin açılışı muazzam oldu, hiç kimse böyle bir ilgi beklemiyordu. Bir kilometre kuyruk vardı, sergiye girmek için insanlar kuyrukta bekliyorlardı. Çok sayıda kuruluş ve kişi çelenk göndermişti. Bu çelenkler serginin açıldığı dükkânın hemen önüne yığılmıştı. Bu arada bazı çiçek ve yapraklar yola dökülmüşlerdi.

Devlet Üzerine (2): Devlet Kavramına Felsefi Yaklaşımlar

25/06/2019 Erol Anar 0

Ulus devlet aslında giderek birçok özelliğini ve etkisini yitiriyor görünmektedir. Sabah Brezilya kahvesi içen, öğlende Mc Donalds’a giden, akşam ise Hollanda birası eşliğinde Güney Kore yapımı Samsung televizyonunda, dünyanın öbür ucundaki futbol maçını izleyen, Çin’de yapımı ayakkabıyı giyen, elindeki mobil telefonun markasının merkezi Japonya olan, Amerikan yapımı içecek içen, yeme kültüründen konuşma kültürüne her şeyi değişmiş bir insan nasıl bir ulusa ait olabilir bugün?

Arjantin’de Kadınlara Yönelik Erkek Şiddeti Artıyor

12/06/2019 Erol Anar 0

Bu arada sivil toplum örgütleri de konuya toplumsal duyarlılığı arttırmak amacıyla yürüyüşler düzenliyor ve çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyorlar.
Bir de kayıt altına alınmayan ve dolayısıyla bilinmeyen tecavüz olayları var ki, bunların sayısının da fazla olduğu tahmin ediliyor. Bazı vakalarda ise kurbanlar toplu tecavüze uğruyorlar.
Yine kadınlara yönelik şiddet de görülüyor bu kıtada.

Gūney Amerika’da Toplum Güvenliği Sorunu

11/06/2019 Erol Anar 0

Güney Amerika’da tecavüz olayları yaygındır. Kadınların bazıları henüz daha ergen çağlardayken, uyuşturucu ilaçlar da verilerek cinsel taciz ve tecavüz kurbanı oluyorlar. Arjantin’de bulunan Tecavüz Kubanlarına Yardım Organizasyonu’ndan Maria Elena Leuzzi, “Bu konuda çalışmaya başladığımda uyuşturucu kullanılarak yapılan tecavüz olayları azdı, bugün çok sık rastlanan bir olaya dönüştü. Bu maddeleri elde etmek de son derece kolay.” diyor.

Karga Çığlıkları

11/06/2019 Erol Anar 0

Biz orada ırmak kenarında sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini bilmezdik. Bize akşam olduğunu, hava daha tam kararmadan sürü halinde uzaklara doğru uçan ve kim bilir nereye giden kargalar haber verirdi. “Gaaaak!”,  “gaaaaak!” diye o boğazlarından taşan keskin sesleriyle çığlık çığlığa bağırarak uzaklaşırlardı. İşte o zaman akşam olduğunun farkına varırdık. Çünkü kargalar bir sabahları çok erkenden, bir de akşamları
birlikte sürü halinde uçarlardı genellikle. Akşamları Teşvikiye tarafına doğru uçarlardı. Sanırım oralarda bir yerde yuvaları ve onları bekleyen yavruları vardı.