Bir Fener Olup Karanlığı Aydınlatabilir İnsan

13/08/2019 Erol Anar 0

İnsan karanlıkta belki de var değildir. O tamamen zifiri karanlıkta karanlığın bir parçasına dönüşür. Hiçbir varlık işareti yoktur, her şey her yer kapkaradır. Ancak üzerine bir parça ışık düştükçe insanın varlığı da anlam kazanır, şekillenir. İşte iç dünyası da böyledir.

İnsanın da İçi Boşaldı Bu Anlamsızlık Çağında

12/08/2019 Erol Anar 0

Aşklar, cinsellik bile sanal olmuş durumda. Sanal aşklar iki gün sürüyorve ertesi gün unutuluyor. Çünkü insanların alternatifleri ve seçeneklerisınırsız sayıda. Kimse kimsenin ardından ağıt yakmıyor artık, o saniyeunutuyorlar birbirlerini sanal dünyaya gömülerek.Boşluk yaratmak bir yana, artık insanın kendisi boşluk olmuş. Her şeyin olduğu gibi, insanın da içi boşaldı bu anlamsızlık çağında…

Kaybolduğun Yerde Bulacaksın Kendini

11/08/2019 Erol Anar 0

Öncelikle aslında doğru yolu bulmak için, “doğru yol”un ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Doğru yol, kişiden kişiye değişebilir. Ve doğru yolu bilmek de yetmez. Onun içinde kaybolmak ve sonsuza uzanan bir yürüyüşe başlamak gerekir. Çoğu insan ise labirenti geçmeye hiç enerji harcamaz. Labirentin duvarlarını boyar, kendisini kandırarak korkakça bir ömrü tamamlar ve göçer gider. Hiç risk almak istemez, ama en büyük risk olan ölümden kaçamaz. Geride ne bırakır: Hiçbir şey… Ne bir iz, ne bir nefes; duvarların gölgesinden yaşanmış silik bir hayat sadece.

Git de Görelim!

08/08/2019 Erol Anar 0

Ben o tarihe kadar yurt dışına gitmiştim. Sonra da defalarca. Avrupa’nın birçok ülkesini dolaşmış, Amerika’yı kuzeyinden güneyine gezmiş, keşfetmiştim. Çünkü serüvenci ruhum ölmemişti; hâlâ yaşar içimde, o ceviz altındaki coşkusuyla. Ama Metin’e pullu mektubu yollamış mıydım ya da nereden yollamıştım, onu hatırlamıyorum.

Özgür Toplum Arayışları (2): Tarih Nedir?

07/08/2019 Erol Anar 0

Bence tarih kitaplarını üçe ayırmak gerekir: Birincisi propaganda kitapları -ki bunlar bir ulusu, ideolojiyi, inancı güzelleme, yüceltme ve hatasız gösterme (ya da hataları mazur gösterme) amacıyla yazılmış resmi tarih kitapları; ikincisi bağımsız tarihçilerin yazdığı ve aynı olaylara, olgulara değişik bakış açıları ve öznel yorumlarla baktığı kitaplar. Üçüncüsü ise kolektif, özgür ve nesnel gerçeklikle daha çok uyum sağlayan tarih kitapları.

Özgür Toplum Arayışları (1)

02/08/2019 Erol Anar 0

Tarih nedir sizce? Geçmişin, zamanın tozları altında kalmış bir takım olayların kaydı mı? Tarih nedir? Bugün ulusların tarihlerine bakarsak, bunların çoğunun resmi tarihler olduğunu görürüz. Her ulus kendi resmi tarihini yazar, kendi yalanlarını üretmişlerdir.

“13. Cuma” ve Jason’ın İntikamı

02/08/2019 Erol Anar 0

1980’li yıllar 81 ya da 82 olabilir büyük ihtimal… Sinemaya gitmeyi çok severdik arkadaşlarımla. Özellikle de o dönemde Yüksel sineması revaçta idi Havza’da. Bu sinema Cumhuriyet meydanının hemen girişindeydi. Sinemanın arkasındaki sokakta ise, yola yakın tarafta Dondurmacı Osman dondurma ve çok sevdiğimiz tepsi içindeki Şam tatlısını satardı. Her fırsatta sütlü, irmikli  ağızda dağılan o Şam tatlısından satın alırdık. Sinemaya girmeden ya da çıktıktan sonra. Ya da bazen dondurma satın alırdık ondan. Osman abi, kaymak dediği beyaz sütlü dondurma ile sarı buzdan ibaret olan bir çeşit dondurma satardı. Özellikle beyaz sütlü dondurmasına bayılırdık.1980 yılında gösterime girmiş. İşte 1980’li yıllarda da biz izlemiştik filmi.

Bir Uzun Yolculuk

01/08/2019 Erol Anar 1

O zamandan bu zamana köprülerin altından çok sular aktı. Ben şunu anladım ki, insanın kendi kendisini yetiştirmesi ve her şeyi sorgulaması gerekiyor. Ve bunu özgür bir biçimde yapması gerekiyor insanın, içinden istek duyarak, hayatına bir yön vererek yapması, başkalarının etkisi altında kalmadan. Hiç kimseyi insanın gözünde büyütmemesi, yukarı koymaması gerekiyor.

Sana Mektuplar: Hiçbir şey Yoktur ki, Yokluğu Boşluk Yaratsın

28/07/2019 Erol Anar 0

Hayatımdan çoktan beri “mutlaka” kelimesini çıkardım. Çünkü bu kelime ağır ve hayatın gerçekliği ile bir bağı yok gerçekte. Sadece ağır bir yük koyuyor insanın sırtına ve gereksiz bir yük bu. “Mutlaka Okumanız Gereken 10 Kitap”, “Mutlaka Görmeniz Gereken 10 Yer”, “Mutlaka Tatmanız Gereken 15 Yemek” gibi başlıklara çok rastlamışsındır. Ben artık böyle başlıkları gördüğümde haberi, yazıyı hiç okumadan geçiyorum. “Mutlaka” kelimesinde bir zorlama, dayatma var.