İnsanları düşüncelerinden ibaret olarak değerlendirmek bir yanılgıdır ve biz bu yanılgıya sıklıkla düşeriz. Hatta hayatımızın yönünü de bu çerçevede belirleriz. İnsan insandır, bir kişiliği, karakteri ve insan olmasından kaynaklı davranış biçimleri vardır. Düşünceleri olduğu gibi. Düşüncelerinden fazlaşıdır o.
Parti, iktidarda olmayı, yalnızca kendi çıkarı için istiyor. Başkalarının iyiliği bizim umurumuzda değil, bizi ilgilendiren yalnızca iktidardır. Servet, lüks, uzun yaşamak ya da mutluluk değil, yalnızca iktidar, salt iktidar. Salt iktidarın ne demek olduğunu birazdan anlayacaksın.
Dış tehdidin içeride daha sıkı kenetlenmeye yol açtığı fikri ise, gruplar arası ilişkilerin fonksiyonel geleneği ile bağlantılıdır (örn. Coser, 1956). Klasik gerçekçi çatışma alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Sherif (1973), erkek çocuklar gruplar arası çatışmayı tırmandırmak için grup düzeninden gruplar arası rekabete kaydıklarında, saldırgan liderliğe verdikleri desteğin de arttığını kanıtladı.
Topluluk giderek daha da neşeleniyordu. Öğrenciler -iktisatçı, planlamacı ve mühendisler- masalardaki çiçekleri topluyor, bahçeden otlar koparıyor, bunlardan kız arkadaşlarına hediyeler yapıyor ya da gür saçlarına öylece döküveriyorlardı bitkileri. Sonra konfeti çıktı meydana ve o da eğlenceye hizmet için kullanıldı
Bu eseri delil olarak sunmasının nedeni ise her on sayfada bir, bir başkomiserden bahsedilmesi, hatta bazı yerlerde söz konusu başkomiserin basbayağı sarhoş bir halde resmedilmesiymiş. Hâl böyle olunca biz de, herhangi bir tatsızlık yaşanmasın diye anlatacağımız olayın cereyan ettiği yerden ‘devlet dairelerinden birinde’ diye bahsetmeyi uygun gördük.
Çoğu zaman yapılan ince düzenlemelerle insanların davranışlarını yönetmek mümkün ya da başkalarının davranışlarını zararlı sonuçlar doğurmayacağı biçimde davranmak vesaire… İşte benim incelemek istediğim tam da bu yönetimsellik alanı.
Hapishanenin başka koğuşlarında olduğu gibi, bizim koğuşumuzda da meteliksiz zibidiler, varını yoğunu kumara, içkiye verenler bulunduğu gibi, anadan doğma yoksullar da vardı.
Özgürlük, en soyut anlamıyla, isteklerin gerçekleşmesini önleyen dış engellerin yokluğu demektir. Bu soyut anlamda, gücü en üst düzeye çıkararak, veya istekleri en alt düzeye indirerek özgürlük artırılabilir. Birkaç gün yaşayıp sonra da soğuktan ölen bir böcek bu tanıma göre tam özgür sayılabilir. Soğuk onun isteklerini değiştirebileceği için, olanaksızı başarmak gibi bir isteği bir an bile olmayacaktır.
İnsana yapılan davranış da aynen kırık camlar gibidir. Eğer bir insanın toplumsal saygınlığı giderek azalıyorsa, toplumda ona karşı olan küçümseyici davranışlar şiddete kadar dönüşebilir. Örneğin sokakta yaşayan bir evsize saygı duymaz çoğu insan. O evsiz yasaların, devletin gözünde de yaşamayan, gereksiz yere sokakları işgal eden kişidir. Dolayısıyla sokakta bir evsizin ölmesi, öldürülmesi hiçbir önem taşımaz, ne toplum ne de devlet açısından.
Gelecekte, örneğin 2100 ve sonrası dünyada hangi güçlerin egemen olacağını ya da egemen olmaya devam edeceğini düşünürsek, burada bence askeri ve nükleer güçten çok yapay zekâya yatırım yapan güçlerin öne çıkacağını söyleyebiliriz. Burada ABD başta olmak üzere Çin ve Japonya’nın da daha yükselebileceğini öngörebiliriz.